I’m much happier reading than writing. – Roberto Bolaño

  • madlenden sonra – ayşe orhon

    aydın teker’in şişli’deki stüdyosundan çıktıktan sonra garajistanbul’daki ayşe orhon gösterisine kadar koca bir gün vardı önümde. yağmur keyfimi yerine getirdiğinden belki, başı boş dolanmalar yaptım sokaklarda. aklıma esti, bomonti’deki europe in motion sunumlarına baktım bir saat. sonuna kadar kalamasam da gördüklerim keyfimi yerine getirdi, simon tanguy’in müzik eşliğinde küçük adımlar üstüne inşa ettiği dansı kadar “güzel” bir şey izlememiştim sanki…

  • madlenden sonra – aydın teker

    zaman bazı insanları fazla etkilemeden, etkilese de saçını başını duruşunu değiştirmeden, sadece içinde bir şeyleri kırarak, “çıplak gözle” görülemeyecek yaralar, izler bırakarak geçer gider. aradan 15-20 yıl geçse de sokakta gördüğünüzde tanıyabileceğiniz insanlar olduğunu bilmek sakinleştirici, güven vericidir. anne teresa de keersmaeker’in fulya sanat’taki performansın ardından gerçekleşen resepsiyonun olduğu salona adımı attığı anda gördüğü ve “aydın!” diye bağırarak sarıldığı, new york university…

  • madlenden önce

    dün ilginç bir gün oldu. neredeyse déjà vu denebilecek bir gün. önce bir pazar sabahına pek uymayacak bir iş yapıp aydın teker’in stüdyosuna gittim yeni işlerini izlemeye, ardından da geçen sene belçika’da izlediğim ayşe orhon’un ÇOK performansını bir de garajistanbul’da izledim. böylece aralık 2010’daki belçika gezisinde tadına baktığım iki çalışmayı hemen hemen bir yıl sonra yeniden ziyaret etme fırsatı buldum. yeniden…

  • 30 eylül cuma

    öncelikle bir zamanlar anadolu’da‘nın sadece hafta sonu 18bin kişi tarafından izlendiğini öğrendim. demek ki ülkemizde parmakla sayılır gelişmeler oluyor bu aralar, sevindirici :) ama benim asıl bahsetmek istediklerim bu cuma gecesinin yani 30 eylül’ün kerameti. istanbullular’ı bir kez daha kültürel hareketliliğin tavan yapacağı bir gece bekliyor, vitaminlerinizi alın, enerjinizi toplayın, gerekirse şimdiden fazladan 1-2 saat gece uykusuyla cuma gecesinin canını…

  • bir zamanlar anadolu’da – nuri bilge ceylan

    yorgunluktan ayaklarımızı sürüsek de, gözlerimiz “uykuuuu” diye uluyarak kapanıyor olsa da çivi çiviyi söker dedik ve bir zamanlar anadolu’da’yı onu toplamda izleyecek hepi topu muhtemelen üç-beş bin insan arasında ilk sıralarda yer alalım sevdasıyla sinema yollarına düştük pazar gecesi. en geç seans 22:00 idi ve biz iki cesur yürek filmin iki buçuk saatlik süreyi göz ardı edip yanımızda iki adet iri…

aakash odedra aile amsterdam anneanne arter aslı bostancı aydın teker ayşe orhon Bakü berlinde bruyckere bienal Boris Vian Chet Baker edebiyat francis ford coppola geoff dyer gezi görünürlük projesi haliç kongre merkezi Henry James idans ilyas odman Istanbul istanbul modern kazuo ishiguro kedi kuad Leos Carax masumiyet müzesi Max Roach Michel Gondry Miles Davis mustafa kaplan olimpiyat orhan pamuk pelin esmer rimini protokoll roberto bolano robert pattinson salt The White Stripes thomas bernhard woody allen öykü İzmir