I’m much happier reading than writing. – Roberto Bolaño

Pazar Kahvaltısı öyküm Pazartesi 14‘te yayında.

Fotoğraftaki masa annemin değil, anneannemin masası. Fark ne mi? Tabii ki anneannemin herkes uyurken kalkıp mayaladığı ve kızartmaya başladığı pişi, İzmir boyozu, ananas, dayımın yaptığı avokado katliamının bendeki karşılığı ballı mallı avokado, salatadan ayrı doğranmış salatalık, herkesin zevkine göre farklı bardaklar. Benim bardağım sol baştaki kahverengi tutma yeri olan cam kupa. Anneanneme bir kez demiştim galiba onu sevdiğimi, yıllarca kimseye dokundurmadı, sadece bana sakladı.

Bu masa Kasım 2019’dan. Sonra pandemi oldu. Sonra dayım anneannemlere el koydu. Sonra işler karıştıkça karıştı. Onu en son Ocak 2023’te gördüm. Şimdi 94 yaşında, İzmir’de. Artık hayatımda değil. Bir seçim yapmam gerekiyordu, Neşe’yi seçtim. Annemi yani. Ona hiç anne demedim, ama o apayrı bir konu…

Sonuçta Tolstoy doğru demiş:

Bütün mutlu aileler birbirine benzer, her mutsuz aileninse kendine özgü bir mutsuzluğu vardır.

aakash odedra amsterdam arter aslı bostancı aydın teker ayşe orhon Azerbaycan Bakü berlinde bruyckere bienal Boris Vian Chet Baker edebiyat francis ford coppola geoff dyer gezi görünürlük projesi haliç kongre merkezi Henry James idans ilyas odman Istanbul istanbul modern kazuo ishiguro kedi kitap kuad Leos Carax masumiyet müzesi Max Roach Michel Gondry Miles Davis mustafa kaplan olimpiyat orhan pamuk pelin esmer rimini protokoll roberto bolano robert pattinson salt The White Stripes thomas bernhard woody allen öykü İzmir