-
atlantic city – louis malle
klişe bir soru vardır ya hani “en çok sevdiğiniz film/kitap ne?” diye. ben bu sorulara genelde verecek cevabı olmayanlardan, sevdikleri arasında hızlıca bir analiz yapıp “en çok sevdiği”ne ulaşamayanlardanım. genelde hazır cevap olmadığımdan belki de… klişe soruların klişe cevapları olur diyebilirsiniz, bense saçma bir şekilde bunu önemser, her karşılaştığımda kafaya takarım. birkaç yıl önce en azından “en çok sevdiğim film”…
-
blackdoor istanbul
not edilesi, gidilip göz atılası: http://blackdooristanbul.com/wp/
-
hiç kazuo ishiguro okudunuz mu?
okumadıysanız bir an önce başlayın çünkü çağımız edebiyatının en önemli seslerinden birini kaçırmış bulunuyorsunuz. son birkaç aydır önce tesadüfen başlayan, sonra yine neredeyse tesadüflerle devam eden, sonunda aşkla sonuçlanan maceralı bir ilişki içindeyim ishiguro ile. okuduğum ilk eseri birbirlerine bazı bazı bağlanan beş öyküden oluşan nocturnes oldu. fazlasıyla sade olması, dilinin akıcılığı önce şaşırttı (karmaşalara biraz fazla kaptırmışız kendimizi!), ne…
-
bienal vs.?
meraklı bir kedi gibiyim. her yandan bienal sırasında istanbul’da açılacak diğer sergilerle ilgili haberler geliyor ve merakım daha da artıyor. eylül ayı bol hareket getirecek istanbul’a: kutluğ ataman’ın mezopotamya dramaturjileri arter‘de olacakmış örneğin. halil altındere’nin solo retrospektif sergisi eski tophaneli galeri outlet‘in yeni sıraselviler galerisi pilot’ta yer alacakmış. bir le corbusier sempozyumu ve sergisi santralistanbul‘da gerçekleşecekmiş. başka bir mimari odaklı…
-
el orfanato – juan antonio bayona
guillerme del toro’nun “sunduğu” bir film daha: 2007 yapımı el orfanato (the orphanage) eski bir yetimhaneyi ev olarak satın alan bir ailenin başına gelenler etrafında dönen bir gerilim filmi. bir mekanın mimari hazinesine sırtını dayamış, ondan kaynaklanan ve onu gösteren, biraz the shining biraz the others etkileşimli, los ojos de julia‘dan hatırladığımız belen rueda’nın bir kez daha başrolde, geraldine chaplin’in ilmi medyum…