I’m much happier reading than writing. – Roberto Bolaño

  • lektionen in finsternis – werner herzog

    buyrun bir çılgın: werner herzog. 1992 yapımı lessons of darkness ırak’ın kuveyt’i işgali sonrası ateşe verilen petrol kuyularını beyaz perdeye tüm “dünyanın sonu geldi” hissiyatı, “karanlık” gerçekliği ve “ateşli” gerçeküstülüğüyle taşıyor. çekimler etkileyici, teknik anlamda sanki 2000li yıllardan bir film izliyorsunuz, hatta burası ya başka bir planet (geniş açı çekimler sayesinde), ya da bir maket diye düşünüyorsunuz. helikopter çekimleri o…

  • teorema – pier paolo pasolini

    çok merak ettiğimiz bir film vardı, dün akşam izlemeyi başardık: yine pasolini’den teorema. 1968 yapımı film tam bir gizem kumkuması. anne, baba, bir kız, bir erkek iki çocuktan oluşan bir ailenin evindeyiz. zengin olduğu her halinden belli olan aileye evde yaptıkları bir parti sırasında gizemli bir adam dahil oluyor ve varlığını sorgusuz sualsiz, hatta bir tür büyülenmişlik haliyle kabul ediyorlar.…

  • mamma roma – pier paolo pasolini

    italyanlar’ın biz türkler gibi aşırı duygusal, duygularını ortaya koymaktan ve onlara göre hareket etmekten sakınmayan insanlar olduğunu düşünürüm hep. belki de bu yüzden yabancılarla dolu büyük bir grup içinde italyanlar’la anlaşmak, yakınlaşmak hep daha kolay gelir, kendimi bir anda onların yamacında bulurum. yüksek sesle konuşurlar, tıpkı bizim gibi. bağırıp çağırır, her yeri çınlatan kahkahalar atar, zengin sofralar hazırlayıp uzun sohbetlere…

  • une femme douce – robert bresson

    eskilere döneceğiz demiştim. ilk durak bresson’un 1969 yapımı une femme douce (yumuşak bir kadın) oldu. bir dostoyevski öyküsünden uyarlanan filmde tefeci luc ile çok da sevmeden evlenen 16 yaşındaki elle’in gizemli dünyasını luc’ün anlatımıyla izliyoruz. film havada süzülen bir eşarp, arabaların fren sesleri ve yerde yatan bir kadınla başlıyor. yüzlere, kafalara yer vermeyen sahnelerde eller, ayaklar, gövdeler konuşuyor uzun dakikalar boyunca.…

  • l’uomo che verrà – giorgio diritti

    ikinci dünya savaşı’nın karanlığını italyan kırsalının güneşli çayırları, bereketli topraklarıyla birleştiren 2009 yapımı bir film. yıl 1943, martina kardeşi kollarında öldüğünden beri konuşmayan bir küçük kız çocuğu, büyük bir çiftlikte yaşayan kalabalık bir italyan ailesi. ama bu sefer özpetek ve fellini filmlerinden alışık olduğumuz şatafatlı sofralar, uzayıp giden spagettiler yok sofrada. naziler en sakin yerlere kadar gelmiş, en masum insanları…

aakash odedra aile amsterdam anneanne arter aslı bostancı aydın teker ayşe orhon Bakü berlinde bruyckere bienal Boris Vian Chet Baker edebiyat francis ford coppola geoff dyer gezi görünürlük projesi haliç kongre merkezi Henry James idans ilyas odman Istanbul istanbul modern kazuo ishiguro kedi kuad Leos Carax masumiyet müzesi Max Roach Michel Gondry Miles Davis mustafa kaplan olimpiyat orhan pamuk pelin esmer rimini protokoll roberto bolano robert pattinson salt The White Stripes thomas bernhard woody allen öykü İzmir