I’m much happier reading than writing. – Roberto Bolaño

  • kırmızı ocak

    ocak ayı hüzün ayı. 19 ocak’ta onbinlerce insan hrant dink’i anmak, adalet istemek için yürüdü. hrant dink agos gazetesi’nin önünde öleli tam 5 yıl oluyor. ondan birkaç gün önce sözüm ona bir ceza verildi sözüm ona katillerine. 24 ocak’ta uğur mumcu’nun ölüm yıldönümü var. 24 ocak salı günü, merak ediyorum kaç kişi uğur mumcu’nun ankara’daki evinin önünde arabasına konan bombayla…

  • yaşamak

    Küçük bir çocuk, doğmamış bir çocuk. Bu da hayatına girmişti. Kırk sekiz saatten beri hayatı alabildiğine büyüyor, alabildiğine genişliyordu. Daha kim bilir, neler, kimler girecekti. Bütün bunlar hepsi bir kadını sevdiği, onun tarafından sevildiği içindi. İnsan hayatı buydu. Yaşamak, başkaları tarafından muhasara altına alınmak, yavaş yavaş boğulmaktı. Yaşamak…Ahmet Hamdi Tanpınar, Huzur

  • le amiche – antonioni

    hep diyorum, mutluluk veren filmler 1950-70 arasından çıkıyor. antonioni’nin 1955 yapımı le amiche (kadın dostlar) filmi de bunlardan biri. danzon’un zenne ile ilgili yazdığı yorumda değindiği içerilere kapanmışlık sadece bir bütçe sıkıntısından mı kaynaklanıyor emin değilim. zenne‘yi henüz izlemedim ama danzon’un sözünü ettiği garda çekilecek bir veda sahnesinin maliyetinin evde çekilen bir vedalaşmayla düşürülmesi, le amiche‘yi izlerken düşüncelere götürdü beni. stüdyolara,…

  • güvercin

    en sevdiğin mevsim, en sevdiğin havalar. istanbul’un kara hasret bölgesi taksim’de yaşasan da arada bir açan güneş, kuru, hafif gri ve buz gibi hava içindeki sokağa çıkma isteğini artırıyor. hani bazıları güneşli yaz günlerinde sokaklara dökülüp soğuk biralarda boğulmak ister ya, sen de boynunu kat kat sarıp, ellerinde sıcak eldivenler ısınmaya çalışan sokak köpeklerini, sevmen için başını yukarı uzatıp duran…

  • obsession – brian de palma

    brian de palma “nesini izlemiştim?” diye düşünüp düşünüp hiçbir cevaba ulaşamadığım, bende iz bırakmayan yönetmenlerden. kötü filmler çektiğini düşündüğümden değil ama demek ki ne scarface‘ten ne de carlito’s way‘den o kadar da etkilenmemişim. de palma’yı bundan sonra bende hiç olumlu bir etki bırakmayan obsession‘ın yönetmeni olarak hatırlayacağım. türk filmlerine (hatta dizilerine) taş çıkartır bir senaryoya sahip olan obsession‘da kızı ve karısı…

aakash odedra aile amsterdam anneanne arter aslı bostancı aydın teker ayşe orhon Bakü berlinde bruyckere bienal Boris Vian Chet Baker edebiyat francis ford coppola geoff dyer gezi görünürlük projesi haliç kongre merkezi Henry James idans ilyas odman Istanbul istanbul modern kazuo ishiguro kedi kuad Leos Carax masumiyet müzesi Max Roach Michel Gondry Miles Davis mustafa kaplan olimpiyat orhan pamuk pelin esmer rimini protokoll roberto bolano robert pattinson salt The White Stripes thomas bernhard woody allen öykü İzmir