-
çıplak ayaklar’dan ters okyanus
çıplak ayaklar kumpanyası hiçbir zaman “benim” olmamış olsa da, çukurcuma caddesi’nin sonundaki mekanları çıplak ayaklar stüdyosu “benim” saydığım mekanlardan. o yüzden performansları çok da benimsemeyeceğimi baştan bilsem de, desteklemek, ayakta kalmalarına ben de yardım etmek için mümkün olduğunca gidiyorum. geçen akşam izlediğim ters okyanus da bu “benim” diyemeyeceğim işlerden biri olmuş, yine de oranın, oradaki insanların parçası olmak güzeldi. bazen…
-
le gamin au vélo – dardennes
sight&sound’a göre 2011 yılının en iyi üçüncü filmi. babası tarafından bakım evine terk edilen cyril’in kendisini sevdirme çabasının sinema sanatının en sade haliyle ifadesi. hiçbir anı için olmasa, sadece sonu için izlenesi bir film…
-
bir zamanlar…
ortalıkta dönüp duran taksim meydanı’nın yeni halinin animasyonlarına, fotoğraflarına mutlaka rast gelmişsinizdir. her şey pek şık, pek temiz, pek düzenli. şimdi mail kutuma aşağıdaki mail düşünce içim cız etti. ortaokul yıllarındaki istiklal caddesi’ne gitti aklım. bir zamanlar istiklal caddesi’nde de ağaçlar vardı da “konsepte aykırı” denerek teker teker kesilmişlerdi. belediyelerimiz hangi şehircilik anlayışıyla besleniyor, dünyanın hangi kentinden esinleniyorlar bu modellerde,…
-
kırmızı ocak
ocak ayı hüzün ayı. 19 ocak’ta onbinlerce insan hrant dink’i anmak, adalet istemek için yürüdü. hrant dink agos gazetesi’nin önünde öleli tam 5 yıl oluyor. ondan birkaç gün önce sözüm ona bir ceza verildi sözüm ona katillerine. 24 ocak’ta uğur mumcu’nun ölüm yıldönümü var. 24 ocak salı günü, merak ediyorum kaç kişi uğur mumcu’nun ankara’daki evinin önünde arabasına konan bombayla…
-
yaşamak
Küçük bir çocuk, doğmamış bir çocuk. Bu da hayatına girmişti. Kırk sekiz saatten beri hayatı alabildiğine büyüyor, alabildiğine genişliyordu. Daha kim bilir, neler, kimler girecekti. Bütün bunlar hepsi bir kadını sevdiği, onun tarafından sevildiği içindi. İnsan hayatı buydu. Yaşamak, başkaları tarafından muhasara altına alınmak, yavaş yavaş boğulmaktı. Yaşamak…Ahmet Hamdi Tanpınar, Huzur