-
her gidişin bir dönüşü var
sevgili günlük, ortadan kayboldum kaybolalı neler olmuş neler! sevgili ülkemizde internet üstünde bir şeyler karalamaya çalışmak bile suç olmuş meğer. sadece birkaç hafta öncesine kadar bir defteri açıp bir kalem almak ve yazmak ve yazmak kadar basitken burada kelimeleri biraraya getirmek, şimdi binbir türlü cambazlık yapmak gerekiyor duvarları aşabilmek için. vah vah vah! ama bizim yaşadığımız ne ki, yıllardır laf…
-
ormanda kargaşa ya da "panic in the zoo"
aslı bostancı denince tuğçe tuna ve remdans geliyor aklıma ilk olarak. aslı, panic in the zoo ile bundan ibaret olmadığını geçen haftasonu gösterdi bize. panic in the zoo 3-4 mart’ta kaçıranlar için tekrar garajistanbul sahnesinde olacak. 2010 yılında frankfurt’ta yaratılan eserin, istanbul’a ulaşması epey uzun zaman aldı. malum sebepler uzun bir liste, bambaşka bir yazının konusu…panic in the zoo başka bir dünyaya…
-
bazen kontrolü kaybetmek gerek
uzun zaman önce garajistanbul’da prömiyer yapmış, sonrasında ortalıktan kaybolmuş bir çalışma, kontrol. mekansızlık mı sebep, yoksa garajistanbul’un çevresiyle ipleri koparma çalışmasının başarılı bir ayağı mı bilmiyorum. çıplak ayaklar stüdyosunda gösteriler düzenlemeye başlamasa daha uzun zaman göremezdik herhalde kontrol‘ü. iplerle tavana bağlı bir tek dansçının 40 dakika boyunca bir keman eşliğinde hareket etmesi üzerine kurulu olan kontrol‘de aslı öztürk’e uçuş efektleri…
-
dolu dolu istanbul
o kadar yoğun günler geçirdik ki kendimi yatakta buldum sonunda. dans platform istanbul’u aratmayacak hareketlilik halen sürüyor istanbul’da, ne güzel ne güzel!çıplak ayaklar’ın çukurcuma’daki stüdyosunda aslı öztürk’ten kontrol, ardından garajistanbul’da aslı bostancı’dan panic in the zoo bu haftasonunun renkleri oldular. bu akşamki çıplak ayaklar programını ve yine garajistanbul’daki hareket atölyesi çalışması ahhval‘i yatak istirahati nedeniyle kaçırıyoruz ama bu dolu günler bütün…
-
rüyanın böylesi
dikkate değer bir rüya gördüm. otobüsle boğaziçi köprüsü trafiğinde avrupa yakasına geçmeye çalışıyordum. otobüsteki küçük televizyonda haberler açıktı. tayyip erdoğan star wars’a (sanırım kötü anlamda) atıfta bulunan bir laf ediyordu. ve trafiğin nedeni o anda karşımıza çıktı: binlerce star wars hayranı kostümlerini giymiş ankara’ya doğru yürüyüşe geçmişlerdi. köprüde üstümüze üstümüze gelmekteydiler. en önde darth vader, ve hatta binlerce darth vader…