Cette histoire est entièrement vraie, puisque je l’ai imaginée d’un bout à l’autre – Boris Vian

  • Son zamanlarda…

    – Yattım, kalktım, çalıştım, tekrar yattım, tekrar kalktım, tekrar çalışmadım. – Direndim, dayandım. – Şaşırdım ve çok heyecanlandım. Bir süre sonra kabuğuma çekilip izlemeye başladım. Halen arada bir şaşırıyorum. Bence önemli bir his, insan şaşırma yetisini yitirirse yaşamak için hiçbir sebep kalmayabilir – ki bazen öyle de hissetmiyor değilim. – Kitap okudum. Çokça. Adı Roberto Bolaño olan bir ölmüş Şilili…

  • U dönüşü

    Bir düşüp bir kalktığımız günler geçiriyoruz. Tuhaf, farkındalığın tepesinde sıcak bir yaz. İstanbul’da olmak hiç hem bu kadar zor, hem böylesine vazgeçilmez, hem heyecan verici hem de endişelendirici olmamıştı. İşsiz güçsüz olmak, avarelik etmekle değil, gözlemlemeye zaman bulmakla eş anlamlı bu yaz. Zaman hiç olmadığı kadar hızlı geçiyor… Unknown Mortal Orchestra bana bu hızlı yaz günlerinde en çok eşlik edenlerden.…

  • Gezi’nin esinlediği saf bir dilek

    Endişeliyim. Endişeli olmakta haklıyım çünkü yukarıdaki resmin basitçe anlattığı durumu anlamamakta, inatla kafasının dengine gitmekte ısrar eden, halkını etnik kimlikleriyle birleştirme yaftası altında onlar, bunlar, şunlar diye bölen bir devletin gölgesinde yaşıyoruz. Ya bir planın parçasıyız, acımasızca kukla gibi oynatılıyoruz. Ya da gerçekten üç kuruşluk değerimiz yok. Ben bu ülkede yaşamak, çalışmak, vergi vermek, çocuk büyütmek, mutlu/mutsuz olmak, ölmek istemiyorum.…

  • Gezi taraflarındayız

    Bedenen burada olmanız gerekmiyor, bunun üstüne düşünün, hangi ucunu yakalamak istediğinize karar verin ve harekete geçin. Herkes bir ucundan tutsa dünya değişebilir gibi görünüyor şu günlerde. Umut fakirin ekmeği, benim gibi bir karamsar bile böyle düşünüyorsa! :)

  • Aşk romanlarının en dokunaklısı beyaz perdede

    Boris Vian’ın 8 Mart 1946’da Mempis’te yazmaya başlayıp iki gün sonra Davenport’ta tamamladığı, Raymond Quéneau’nun “çağımızın en dokunaklı aşk romanı” olarak tanımladığı Günlerin Köpüğü sonunda filme çekildi. Hem de en az Vian kadar renkli bir dünyaya sahip olan ve daha önce de gayet “dokunaklı” aşk hikayelerini beyaz perdeye taşıyan bir başka Fransız deli, Michel Gondry tarafından. Kendi kendine, çalışmadan yaşayacak kadar paraya…

aakash odedra aile amsterdam anneanne arter aslı bostancı aydın teker ayşe orhon Bakü berlinde bruyckere bienal Boris Vian Chet Baker edebiyat francis ford coppola geoff dyer gezi görünürlük projesi haliç kongre merkezi Henry James idans ilyas odman Istanbul istanbul modern kazuo ishiguro kedi kuad Leos Carax masumiyet müzesi Max Roach Michel Gondry Miles Davis mustafa kaplan olimpiyat orhan pamuk pelin esmer rimini protokoll roberto bolano robert pattinson salt The White Stripes thomas bernhard woody allen öykü İzmir