-
yine yeniden
son yazıdan 3118 gün sonra, çok sevdiğim gunlerinkopugu.com başka birileri tarafından istila edilmişken uzun zamandır, yine yazasım geldi. ne, neden, nasıl bilmiyorum ama bu ara kalemi (yani gerçek anlamıyla kalemi – hani o parmaklarımızla, parmaklarımızı vurmadan kontrol ettiğimiz nesneyi) fazlasıyla oynatıyorum. klavyeyi de tekrar oynatmanın zamanı gelmiştir belki… kendimi şanslı hissettiğim günlerden geçiyorum. polyanna’cılık mı oynuyorum – ki hiç sevmem……
-
uyku
içeriden gelen bir sesle uyanıyorsun. içerisi gürültülü. tüm gece bitmez sesler. çatıya damlayan su sesi, çatıda oyun oynayan kedilerin sesi, komşunun gelişi, gidişi… ama bu ses çok farklı, sanki içeride, evin içinde, biri varmış gibi. gidip bakmazsan kendine “korkak” damgasını basacak, bir daha da hiçbir duyuna, hissine güvenemeyeceksin. birkaç dakika geçiyor, sessizlik tekrar egemen oluyor tüm eve ama sen rahat…
-
Cobain’in son incisi
Bir de bu var: Brett Morgen’in Kurt Cobain: Montage of Heck belgeselini dört gözle beklediklerim listesinde bir numaraya yazıyorum (iki numarada Thomas Vinterberg’in Thomas Hardy uyarlaması Far From the Madding Crowd filmi var). Amerika’da 11 Nisan’da gösterime girecekmiş, biz kim bilir ne zaman nerede nasıl izleriz. Film adını Cobain’in 1988’de yaptığı bir karışık kasetten alıyor. Karışık kasette neler mi var, buyrun…
-
Full Moon Theory
Son iki günümü derinleştiren albüm Big Beats Big Times’tan geldi: Full Moon Theory. İstanbul’un inişli çıkışlı sokaklarından, heyecan verici yokuşlarından uzakta, dümdüz bir çizgide sürüyormuş hissi veren hayatıma, müziğin kattığı renkler de olmasa hayal kuracak halim bile kalmazdı herhalde…
-
Bül-Bül
Bugün takside keşfettiğim Bül-Bül’ün şehirde pek hoş bir heykeli de var… Müziğine dalıp gittim…