-
the arbor – clio barnard
the arbor – clio barnard işte çok ilginç bir film. konusu açısından olduğu kadar, onu filmleştirme şekli açısından da şaşırtıcı ve izlenesi. yarı belgesel – yarı kurmaca the arbor ilk oyununu 20 yaşında yazan ve 29 yaşında üçüncü oyununu yazdıktan hemen sonra beklenmedik şekilde ölen andrea dunbar’ın çocuklarının hayatına odaklanıyor. filmdeki karakterlein çoğu kendilerini oynuyor, ama konuşmalarına profesyonel oyuncular tarafından…
-
lilya 4-ever – lukas moodysson
2002 yapımı lilya 4-ever yanlış hatırlamıyorsam o yıllarda film festivaline de gelmişti. duyduğum iyi yorumlara rağmen festivalde izleyememiştim. aradan neredeyse 10 yıl geçmişken, filmin ele aldığı konuda herhangi bir gelişme olmadığına emin olarak, sonunda izledim. tek başına hayatta kalma savaşından sağ çıkamayan bir küçük kıza odaklanan film, gerçekçiliğiyle etkileyici, gösterdikleriyle dayanması zor filmlerden…
-
tüm "ben! ben! ben!" diyenler için…
The Beatles – I Me Mine Bodhisattva1956
-
sonunda bir kötü ve bir iyi
ljubljana’da izlediğim en korkunç şeyler arasında jan fabre’ın prometheus landscape II oyunu hiç kuşkusuz üst sıralarda yer alıyor. fabre’ın yunan mitolojisinin meşhur karakteri prometheus’u sahnenin ortasına bir dekor olarak gerdiği, sahneye bütün oyun boyunca bir telaş, keşmekeş, bağırtı ve anlamsız çıplaklığın hakim olduğu oyun kimseyi memnun etmemiş gibi görünse de, sloven seyirci o kadar kibar ve çekingen ki, memnuniyetsizliğini alkışına…
-
les amours imaginaires – xavier dolan
işte bir mtv kuşağı filmi!işte tam bir !f istanbul filmi! (zaten 2011 programında yer almış bile)ve son olarak 27 mayıs’ta vizyona gireceğini öğrendiğim film! kısaca bir erkek ve bir kız, iki arkadaşın aynı adama aşık olması, onunla birlikte olmaya çalışması, onu paylaşamaması ve sonunda bir döngü içinde yine başka bir aynı adama aşık olmalarını anlatan film, aralara serpiştirilmiş belgeselimsi sahnelerle…