I’m much happier reading than writing. – Roberto Bolaño

the arbor – clio barnard

işte çok ilginç bir film. konusu açısından olduğu kadar, onu filmleştirme şekli açısından da şaşırtıcı ve izlenesi.

yarı belgesel – yarı kurmaca the arbor ilk oyununu 20 yaşında yazan ve 29 yaşında üçüncü oyununu yazdıktan hemen sonra beklenmedik şekilde ölen andrea dunbar’ın çocuklarının hayatına odaklanıyor. filmdeki karakterlein çoğu kendilerini oynuyor, ama konuşmalarına profesyonel oyuncular tarafından dublaj yapılmış. bu dublaj filmin bazı yerlerinde çok tuhaf bir yabancılaşma yaratıyor. dunbar’ın oyunlarından sokakta yapılmış canlandırmalar, dunbar’ın gerçek görüntüleri ve mektupları, filmi çok “düz” olabileceği yerlerde derinleştiriyor. karakterlerin tıpkı bir belgeseldeki gibi direkt kameraya konuştuğu filmde, anlatılan acı ve duygu dolu anları hiç görmesek de detaylar her şeyi gözümüzde canlandırmaya yetiyor. bulursanız, izleyin. arada bir böyle farklı şeyler izlemek çok keyifli.

aakash odedra aile amsterdam anneanne arter aslı bostancı aydın teker ayşe orhon Bakü berlinde bruyckere bienal Boris Vian Chet Baker edebiyat francis ford coppola geoff dyer gezi görünürlük projesi haliç kongre merkezi Henry James idans ilyas odman Istanbul istanbul modern kazuo ishiguro kedi kuad Leos Carax masumiyet müzesi Max Roach Michel Gondry Miles Davis mustafa kaplan olimpiyat orhan pamuk pelin esmer rimini protokoll roberto bolano robert pattinson salt The White Stripes thomas bernhard woody allen öykü İzmir