-
ses çıkarmak üzere yazılmış bir mektup
mektubu okurken istanbul 2010 kapsamında garajistanbul’a gelen amerikalı sanatçı claude wampler onbinlerce euro’yu cebine indirirken, proje katılımcılarına 7 gösteri ve provalar karşılığında 200tl verildiğini günler geldi aklıma… herkes hiçbir şey beklemezken 200tl alabildiği için nasıl da mutlu olmuştu! bizde böyle bir duruma tepki veren çıkar mıydı acaba? http://www.artinfo.com/news/story/751666/an-open-letter-from-a-dancer-who-refused-to-participate-in-marina-abramovic%E2%80%99s-moca-performance mektuptan beğendiğim bir bölüm:“The time has come for artists in Los Angeles…
-
bir intiharın yakınından geçmek
bütün gece bunu düşündüm: intiharın genel provası. sırp yazar duşan kovacevic’in şehir tiyatroları tarafından sahnelenen oyununu izlemedim, hayır, ama dün cevahir avm’de bir intihar gerçekleşirken oradaydım. “intihar”la olan tüm ilişkime rağmen yanından geçip gittiğimi, dikkat etmediğimi düşünüyordum. yanılmışım… bir pazar günü, hava pırıl pırıl güneşliyken avm’de işin ne derseniz, yolum düştü işte demekle yetinirim. kuru kalabalık arasında aylaklık yaparken birden…
-
albert nobbs – rodrigo garcia
istanbul film festivali’nin uluslararası yarışma filmlerinden albert nobbs‘un biletleri çoktan tükenmiş duyduğuma göre. kimse kusura bakmasın ama glenn close’un hatrını bile saymaz, albert nobbs yerine uğultulu tepeler‘den yana kullanırdım oyumu. close’un canlandırdığı albert bir otelde garson olarak çalışan ve kadın olduğunu 14 yaşından beri gizleyen bir “erkek”. sakin bir hayat sürüp kazandığı tüm parayı odasındaki bir zemin tahtasının altında saklıyor.…
-
film festivali’ne ilk öneri, duyumsal bir sinema deneyimi
istanbul film festivali kitapçığını festival başlamadan almayalı uzun yıllar oluyordu. geçen hafta aylaklık yaparken atlas pasajı’na girip sinema gişesinin önünde yığılı kitapçıkları görmek beni lise yıllarına götürdü ve yaklaşık yarım saat sonra elimde kitapçık derin derin düşünürken buldum kendimi: son iki yıldır yaptığımız gibi canımız ne zaman isterse, kendimizi tesadüflere olabildiğince bırakarak mı izlemeli festivali, yoksa çok eskiden yaptığım gibi…
-
istanbul’dan mathilde monnier&louis sclavis geçti
mathilde monnier ve louis sclavis izleyebilenler için coşkulu, haberi bile olamayanlar için sessiz sedasız geçip gittiler borusan müzik evi’nden. 8-9 mart’taki performanslar arasında bir karşılaştırma yapmak gerekirse ilk gün müzikler, ikinci günse danslar etkileyiciydi diyebilirim. mathilde monnier, loic touzé ve i-fang lin’in dansları, louis sclavis, matthieu metzger ve gilles coronado’nun müzikleri üstlendiği performansta özellikle öne çıkan isimse, bence, fazlasıyla dışavurumcu mimikleriyle i-fang…