I’m much happier reading than writing. – Roberto Bolaño

istanbul film festivali’nin uluslararası yarışma filmlerinden albert nobbs‘un biletleri çoktan tükenmiş duyduğuma göre. kimse kusura bakmasın ama glenn close’un hatrını bile saymaz, albert nobbs yerine uğultulu tepeler‘den yana kullanırdım oyumu. 

close’un canlandırdığı albert bir otelde garson olarak çalışan ve kadın olduğunu 14 yaşından beri gizleyen bir “erkek”. sakin bir hayat sürüp kazandığı tüm parayı odasındaki bir zemin tahtasının altında saklıyor. tüm hayali de küçük bir dükkan alıp tütün satmak. elbette ki planları hayal ettiği gibi gitmiyor…
hikayesini istvan szabo’ya borçlu olan film belki yönetmenliği de onun elinden çıksa çok farklı olabilirdi. rodrigo garcia’nın yönetmenliğiyse bana sinemanın coşkusunu yaşatamadı. hikayeyi tek başına okumak çok keyifli bir deneyim olabilirdi ama filmde özel bir ışıltı yok. glenn close’u erkek rolüne hazırlamak için yapılan iki saatlik makyaj, erkeksi bir yürüyüşe sahip olmak için giydiği büyük ayakkabılar, aldığı kilolar gözlerimizi boyayabilir ama içimize işlemiyor.
kim bilir belki de albert nobbs‘un tek hatası uğultulu tepeler‘den sonra karşıma çıkmak oldu… 

aakash odedra aile amsterdam anneanne arter aslı bostancı aydın teker ayşe orhon Bakü berlinde bruyckere bienal Boris Vian Chet Baker edebiyat francis ford coppola geoff dyer gezi görünürlük projesi haliç kongre merkezi Henry James idans ilyas odman Istanbul istanbul modern kazuo ishiguro kedi kuad Leos Carax masumiyet müzesi Max Roach Michel Gondry Miles Davis mustafa kaplan olimpiyat orhan pamuk pelin esmer rimini protokoll roberto bolano robert pattinson salt The White Stripes thomas bernhard woody allen öykü İzmir