Cette histoire est entièrement vraie, puisque je l’ai imaginée d’un bout à l’autre – Boris Vian

  • On the Road

    Gerçek olan tek bir şey var aslında. O da yollarda olmak. “Çok okuyan mı, çok gezen mi?” klişe sorusunun cevabı benim için net: çok gezen. Çok okuyan ancak çok hayal kurabilir. Walter Salles gibi bir yol adamından (bkz: Motorsiklet Günlükleri) başkası çekemezdi herhalde bu filmi… Jack Kerouac’ın bir haftada yazdığı On the Road‘un beyaz perdede hayat bulması yıllar almış olsa da…

  • De Rouille et d’Os – Jacques Audiard

    Ya da İngilizcesini (ve aslında yönetmenin asıl sevdiği halini) söylemek gerekirse Rust and Bone.  Yıllar önce pek bayıldığımız Un Prophet‘nin yönetmeni Jacques Audiard bu sefer öyle epik konulara, karakterlere yönelmemiş, Claire Denis ya da Dardenne Kardeşler filmlerini andıran bir hikaye seçmiş. Hatta bir değil, iki hikaye söz konusu. Nitekim Audiard Craig Davidson’ın iki hikayesini (Rocket Ride ve The Pugilist at Rest) birbirinin içine katarak…

  • Perpignan’dan Amour’a, benim hikayem

    Lisenin son yılını yurtdışına gidip İstanbul’dan kurtulma hayalleriyle geçirmiştim. Tek istediğim burada içine sıkıştığımı hissettiğim çevreden çıkmak ve dünyayı bir an önce keşfetmeye başlamaktı. Herkes dershanelere gidip ÖSS testleriyle boğuşurken ben en yakınımdakileri de hayallerime ortak etmenin peşinde koşuyordum. Muvaffak da oldum bir derece, iki yakın arkadaş Ağustos 2001 sonlarında bir gün Paris’e doğru yola çıktık. O, yani B. Paris’te…

  • Amsterdam’dan kısacık

    Hayatımda ilk defa yurt dışında tatile çıktım. İş için yaptığım bir seyahatin önüne arkasına gün ekleyerek, sevdiğim insan(lar)ın aklını çelerek yaptığım yoğun tatillerden farklı bir kış tatili yapmak, yılbaşı zamanı Amsterdam havası almak çok iyi geldi. Buna rağmen enerjim yerlerde sürünüyor. Hayatımda yapmam gereken değişiklikler var, hızlı olmalı, zaman kaybetmemeliyim ama yazıldığı kadar kolay değil bu işler. Uçak biletini alıp…

  • Korkunç Amerika

    Son günlerde izlemem gereken, izlemek istediğim onca filmi bir kenara koyup kendimi American Horror Story dizisine teslim ettim. İlk sezonu geçen sene yayınlanan, bu sene herkesin merakla ikinci sezonunu takip ettiği dizi bizim evde daha yeni keşfedildi. İzleyenler anlayacaktır, keşfeder etmez tüm sezonu bitirmeden duramadık. Rosemary’s Baby‘den (Roman Polanski) Shining‘e (Stanley Kubrick) , oradan Kill Bill‘e (Quentin Tarantino) sinema sanatına selamlarla dolu olan bu dizi…

aakash odedra aile amsterdam anneanne arter aslı bostancı aydın teker ayşe orhon Bakü berlinde bruyckere bienal Boris Vian Chet Baker edebiyat francis ford coppola geoff dyer gezi görünürlük projesi haliç kongre merkezi Henry James idans ilyas odman Istanbul istanbul modern kazuo ishiguro kedi kuad Leos Carax masumiyet müzesi Max Roach Michel Gondry Miles Davis mustafa kaplan olimpiyat orhan pamuk pelin esmer rimini protokoll roberto bolano robert pattinson salt The White Stripes thomas bernhard woody allen öykü İzmir