I’m much happier reading than writing. – Roberto Bolaño

rust-and-bone-poster

Ya da İngilizcesini (ve aslında yönetmenin asıl sevdiği halini) söylemek gerekirse Rust and Bone. 

Yıllar önce pek bayıldığımız Un Prophet‘nin yönetmeni Jacques Audiard bu sefer öyle epik konulara, karakterlere yönelmemiş, Claire Denis ya da Dardenne Kardeşler filmlerini andıran bir hikaye seçmiş. Hatta bir değil, iki hikaye söz konusu. Nitekim Audiard Craig Davidson’ın iki hikayesini (Rocket Ride ve The Pugilist at Rest) birbirinin içine katarak yepyeni bir hikayeye ve de Rust and Bone‘a ulaşmış.

Marion Cotillard ve Matthias Schoenaerts’ın başrollerde olduğu film bir katil balina eğitmeniyle dövüşçünün hikayesi. Cotillard’ın canlandırdığı Stéphanie havuzda bir kaza geçirip bacaklarını yitirince başlıyor ikilinin hikayesi. Film bacaklarını yitirmiş genç bir kadına acıyıp acımayacağımızı sınamak yerine, hayatta bacakların aslında bir hiç olduklarını gösteriyor. Her şey kafada başlayıp kafada bitiyor. Yürümek bile…

120518CannesRust_6193657

Filmle ilgili tek sorun olay fazlalığıydı. Konunun iki ayrı hikayenin birleştirilmesinden oluştuğunu öğrenmek taşların yerine oturmasını sağladı ama Audiard’ın filmle ilgili en büyük hatası “temizlik” yapmamak olmuş gibi görünüyor. Matthias Schoenaerts’ın karakteri Alain’in önce oğluyla birlikte ablasının yanına gelmesi, koruma olarak bir barda çalışmaya başlaması, ardından güvenlik görevlisi olarak maceraları ve sonunda dövüşçülüğü filmde büyük bir kalabalık yaratıyordu. Protez bacaklı Stéphanie’nin balinalarla buluştuğu birkaç dakika bile filmi unutulmaz kılmaya yeterken, Alain’in karmaşık hayatına bu kadar uzun yer vermek sadece filmdeki kaosa katkıda bulunmuş.

Kendisine uzak konuları, karakterleri filmlerine taşımayı seven yönetmen Audiard’ı bu ayın yönetmeni yaptım kendi kendime. Filmlerini arka arkaya izlemeyi planlıyorum. İstanbul’dan ayrı düşeceğim önümüzdeki üç ayda en iyi sinema (tarihi) avutacak beni hiç şüphesiz…

aakash odedra aile amsterdam anneanne arter aslı bostancı aydın teker ayşe orhon Bakü berlinde bruyckere bienal Boris Vian Chet Baker edebiyat francis ford coppola geoff dyer gezi görünürlük projesi haliç kongre merkezi Henry James idans ilyas odman Istanbul istanbul modern kazuo ishiguro kedi kuad Leos Carax masumiyet müzesi Max Roach Michel Gondry Miles Davis mustafa kaplan olimpiyat orhan pamuk pelin esmer rimini protokoll roberto bolano robert pattinson salt The White Stripes thomas bernhard woody allen öykü İzmir