I’m much happier reading than writing. – Roberto Bolaño

  • Ölenle ölmeyen, bitenle bitmeyen…

    K. ile uzun yürüyüşlerimizden birinde geçmiştik ilk kez Elmadağ Caddesi’nden, akşam güneşinin yansımaları altında bana avluyu ve ağacı gösterip “Bir Deli Ağaç” demişti. Onu çok sevdiğimi, hayran olduğumu biliyordu. Yıllar sonra A. ile birlikte biraz şans, fazlasıyla iyi arkadaşlar sayesinde ağacın avlusunu süslediği binaya taşındık. Birisi ölmüş, çöp evmiş, boşaltılmış ama çok tadilat gerekiyormuş. Üstelik de epey karanlıkmış. Ne banyosu…

  • Sex education

    Trafik can sıkıcıydı, ergenlikle birleşince daha da can sıkıcı oluyordu. Caddebostan-Göztepe-Kadıköy ekseninde geçen hayatım Erenköy-Beyoğlu eksenine taşınmıştı. Her gün hemen hemen dört saat serviste oturuyordum. İzmir’deki otobüslü günlerime geri dönmüş gibiydim.  İzmir’de anneannemlerin de bizim de yaşadığımız yer olan Bostanlı’da ilkokula gidiyordum. Dedemin kitapçı dükkanı, yani aile içinde isimlendirdiğimiz şekliyle “mağaza”, İzmir’in merkezi Konak’taydı. Çalıştıkları yeri bir nevi evleri gibi…

  • Ben öpüşemem

    Sistem acımasızdı. Sistemde yavaşlığa, hayal etmeye, çok fazla düşünmeye yer yoktu. Hayatıma dershaneler, milyonlarca çözüp beynini otomatiğe bağlamazsan içinden çıkamayacağın çoktan seçmeli sorular, Kolay Matematik denen kabus matematik kitapları girdi. Matematik kolay falan değildi, bu dev bir yalandı ve ben gerçek bir faciaydım. İzmir’de hiçbir şey öğretilmiyor gözüyle bakıyorlardı bana. Oysa İzmir’deki öğretmenim uzun boylu, kısa saçlı, hep şık döpiyesler…

  • Can, bak bu kar!

    O kış bir mucize oldu ve İzmir’den İstanbul’a taşındık. Sadece annemin değil anneannem, dedem ve iki dayımın da beyaz atlı prensi olan dünya yakışıklısı babam reddedemeyeceği bir terfi almıştı. İşi kabul etti, hem yeni yuvamızı bulmak hem de iş yerine geçiş hazırlıklarını başlatmak için İstanbul’a gidip gelmeye başladı. Şirkette nerede ev baksam diye danıştığı yeni iş arkadaşları “Kendini düşünüyorsan Avrupa yakasında,…

  • Dedemin Eve Gelişi

    İzmir’deki çocukluğumla ilgili yazıp paylaşmadığım ve daha yazmak istediğim çok şey var. Bu yazıyı Kasım 2022’de yazmışım. İzmir serisinin ilk yazısı olsun. Bir de kokular var, benim için önemli ve vazgeçilmez. Nedim Gürsel hocam geçenlerde kitap dosyamı okuduktan sonra “Kendi burnum koku almıyor gibi hissettim, ne çok bahsetmişsin kokulardan” dedi. Nasıl bahsedilmez kokulardan? Benim için imkansız… Dolayısıyla bu yazı kokular…

aakash odedra amsterdam arter aslı bostancı aydın teker ayşe orhon Azerbaycan Bakü berlinde bruyckere bienal Boris Vian Chet Baker edebiyat francis ford coppola geoff dyer gezi görünürlük projesi haliç kongre merkezi Henry James idans ilyas odman Istanbul istanbul modern kazuo ishiguro kedi kitap kuad Leos Carax masumiyet müzesi Max Roach Michel Gondry Miles Davis mustafa kaplan olimpiyat orhan pamuk pelin esmer rimini protokoll roberto bolano robert pattinson salt The White Stripes thomas bernhard woody allen öykü İzmir