I’m much happier reading than writing. – Roberto Bolaño

  • Birikenleri yazmaya biriken’le başlayalım

    Arayı açtım, sıcağı sıcağına yazacak zamanı bulamadım, işin keyfini kaçırdım. Perşembe akşamı Aydın Teker’in Jun Kawasaki ile çalışması db-ll-bass‘ı, cuma akşamı iDANS’ta Adrian Minkowicz ve Anne-Linn Akselsen’in ortak çalışması Dry Act # 2: South Domino‘yu ve cumartesi-pazar da biriken’in Re: Fwd: die in good company (Ynt: İlt: beraberce ölmek) oyununu izledim. Beraberce Ölmek (kısaca bu şekilde kullanacağım) Melis Tezkan ve Okan Urun’dan kurulu olan…

  • Sunrise: A Song of Two Humans – Murnau

    1927 yapımı bir başyapıt Sunrise: A Song of Two Humans. Murnau’nun 85 yıl önce çektiği filmi dün akşam huşu içinde izledik. Hikaye basit: mutlu bir çiftçi ailesi. Adam neden o sırada köyde olduğunu bilmediğimiz bir şehirli kadına aşık oluyor ve kadın onu çiftliğini satıp birlikte şehre taşınmaları için ikna etmeye çalışıyor. Aradaki tek pürüz adamın karısı, onun yok edilmesini planlamak da şehirli…

  • Montpellier-Amsterdam arası bir yolculuk

    Bu yazı Temmuz ayının son günlerinde yazıldı. Çok geç oldu artık, biliyorum ve okurken “bayat” bir tat bırakmayacağını umut ederek paylaşıyorum… En hızlı turneme doğru yola çıkıyorum: dört günde iki uzun tren yolculuğu, iki şehir, üç oyun bekliyor beni. Programda önce Fransa’nın güneyindeki Montpellier Danse Festivali, ardından Amsterdam’daki Julidans Festivali var. Sabahın köründe bavulumu arkamdan çekerek ilerlerken aklıma Montpellier’ye ilk gidişim geliyor: yıl 2006,…

  • Saplantının Teshigawara hali

    Sabura Teshigawara/Karas işbirliğinden çıkma Obsession iDANS-6 programındaki son “büyük” performanstı. Teshigawara çok ilginç, kendine öz ve kesinlikle izlemeye değer bir sanatçı. Sahnede dans etmiyor da akıyor, süzülüyor sanki. Ayakları neredeyse yere değmiyor. Bir yandan müthiş bir sadelik var üstünde, bir yandan da sizi köşeye sıkıştırmadan bir “saplantı” hikayesi anlatıyor. Kolay iş değil. Kendimden geçerek değil ama dansının ardındaki ipuçlarını bulmaya ve asıl…

  • Rising ve Araf üstüne

    Bu haftasonu sanatsal açıdan çok keyifsiz oldu. Cumartesi gününü iDANS’ta Aakash Odedra’nın Rising gösterisiyle, Pazar gününüyse Yeşim Ustaoğlu’nun Araf filmiyle kapattık. iDANS bir fikir aklına girince onu bedeniyle ifade etmeden duramayanların festivali benim için. Her işin, her hareketin ve hatta her kelimenin altında bir bit yeniği aramak gerekiyor. Seyirci olarak büyük sorumluluk ve yük altındasınız çünkü öyle koltuğunuza iyice gömülüp gözlerinizi hayran hayran…

aakash odedra amsterdam arter aslı bostancı aydın teker ayşe orhon Azerbaycan Bakü berlinde bruyckere bienal Boris Vian Chet Baker edebiyat francis ford coppola geoff dyer gezi görünürlük projesi haliç kongre merkezi Henry James idans ilyas odman Istanbul istanbul modern kazuo ishiguro kedi kitap kuad Leos Carax masumiyet müzesi Max Roach Michel Gondry Miles Davis mustafa kaplan olimpiyat orhan pamuk pelin esmer rimini protokoll roberto bolano robert pattinson salt The White Stripes thomas bernhard woody allen öykü İzmir