I’m much happier reading than writing. – Roberto Bolaño

Hayat çok büyük bir savaş meydanı gibi. Her an savunma ya da saldırı durumunda olmak gerekiyor. Kazanılan çatışmalar, ve kaybedilenler ardısıra geliyor ve sonunda insanlar sizinle ilgili bir kanıya varıyorlar.

O bunun hakkında şunu diyor, bu şunun hakkında şöyle konuşuyor. Kafa sallıyor herkes, aynı kanıya varılıyor. Haksızlık yapıldığı kesin, herkes hem fikir. Konuşulanlar iyi güzel, ama lafta kalmaya lanetli.

Fena halde can sıkıcı durumlar. Neden birbirimiz dışında hiçbir şeyden bahsedemiyoruz? İlgi alanlarımız, gezip gördüklerimiz, kendi küçük naçizane keşiflerimiz, yaratılarımız, varoluşsal sorunlarımız…

İşte anı yaşama sarhoşluğu içinde tüm bunları unutup gittiğimiz bir yer ve anda sığınağımı Gainsbourg’un dünyasında buluveriyorum. Bakü’nün gri göğünün altında en çok dinlediklerimden biri:

aakash odedra aile amsterdam anneanne arter aslı bostancı aydın teker ayşe orhon Bakü berlinde bruyckere bienal Boris Vian Chet Baker edebiyat francis ford coppola geoff dyer gezi görünürlük projesi haliç kongre merkezi Henry James idans ilyas odman Istanbul istanbul modern kazuo ishiguro kedi kuad Leos Carax masumiyet müzesi Max Roach Michel Gondry Miles Davis mustafa kaplan olimpiyat orhan pamuk pelin esmer rimini protokoll roberto bolano robert pattinson salt The White Stripes thomas bernhard woody allen öykü İzmir