I’m much happier reading than writing. – Roberto Bolaño

handstand2Sinirlerim genel olarak bozuk. Tam anlamıyla bir “endişeli modern”e döndüm.

Yazmıyorum çünkü memlekette yüzümü güldüren pek bir şey yok. Eleştiri yapmaya da halim yok. Paylaşılası ufak tefek güzel şeyleri başka yerlerden kısaca paylaşıyorum zaten. Örneğin dün Marc Quinn sergisine gittim Arter’deki, çok güzeldi. Film festivalinde arkadaşım Aykan Safoğlu’nun Kırık Beyaz Laleler filmini izledim, öyle bir ilham verdi ki yıllar önde okuduğum James Baldwin baş yapıtı Giovanni’nin Odası kitabını tekrar okuma ihtiyacı hissettim. Ondan önce kendimi yine bir Bolaño seansına kapatmıştım, Third Reich‘ı okudum, diğer Bolaño kitaplarından fersah fersah farklı olsa da çok beğendim. Dün K. Milan Kundera’nın yeni bir kitabının çıkacağını söyledi, sevindim. Ondan önce de Kazuo Ishiguro’nun gelecek yıl yeni romanının çıkacağını söylemişti, ona daha da sevinmiştim. Sevdiğim yaşayan 1-2 yazar olması da güzel doğrusu, kendimi tozlu arşivlerden çıkarmam için vesile oluyor. Gelecek yıl bu zamanlarda K.’nın kitabı da çıkar, tam şenlik.

Kısa “günlük”ten sonra gelelim asıl mevzulara.

Kimsenin kimseye saygısının kalmadığı bir ülkede yaşıyoruz. Muhalefet partisi liderinin mecliste yumruklanması bu saygısızlığın görünür yüzü. Aynanın diğer tarafındaysa yaya geçidini takmayan şoförler, kaldırıma park edenler, otobüste yer kapma telaşındakiler, sinemada ille biletinin üstünde yazan yerde (kötü bir yer de olsa) oturmak isteyenler, kısacası sinirli ve kaba insanlar var.

Ben bu insanlarla baş etmenin yolunu yoga ile bulduğumu sanıyordum. Yoga sayesinde beni o insanlar kadar sinirli yapabilecek içimdeki fazla enerjiden kurtulduğumu hissediyordum. Şimdi öyle görünüyor ki her şeye burnunu sokmaktan sıkılmayanlar benim yogama el atmışlar. 1-2 hafta önce denetime gelip Cihangir Yoga’nın camlarını filmlediler içerinin dışarıdan gözükmemesi gerek diyerek. Şimdi de yoga sertifikalarının iptal edileceği, geçersiz kılınacağı haberleri yağmur gibi yağıyor. Üstelik bu sefer RTE’nin tipik gündem çarpıtma oyunlarından biri de değil söz konusu olan, öyle olsa bağıra bağıra yapardı. Gelişmeleri takip etmek için en iyi kaynak şimdilik burası gibi.

Söylenecek fazla bir şey yok. El duruşuna kalkmama ramak kaldı, yogamı elimden alırsanız iki elim yakanızdadır.

aakash odedra aile amsterdam anneanne arter aslı bostancı aydın teker ayşe orhon Bakü berlinde bruyckere bienal Boris Vian Chet Baker edebiyat francis ford coppola geoff dyer gezi görünürlük projesi haliç kongre merkezi Henry James idans ilyas odman Istanbul istanbul modern kazuo ishiguro kedi kuad Leos Carax masumiyet müzesi Max Roach Michel Gondry Miles Davis mustafa kaplan olimpiyat orhan pamuk pelin esmer rimini protokoll roberto bolano robert pattinson salt The White Stripes thomas bernhard woody allen öykü İzmir