I’m much happier reading than writing. – Roberto Bolaño

Karmaşık bir gecenin ardından temizlenmenin, yenilenmenin, hareketlenmenin tek yolu o çivi gibi suya kendimi atmaktı. Ben de öyle yaptım. Güneşin bulutların arasına hafifçe saklandığı ama ısısından hiçbir şey kaybetmediği, hafif rüzgarın dindiği dakikalarda buz gibi sularda kulaç atıyordum donup kalmamak için. Sonra da öyle bir alıştım ki soğuk suya, dışarı çıkasım gelmedi. Bu yılın ilk tuzlu suyunu 14 Nisan’da tatmış oldum böylece. K. bilir, tuzlu kalmayı çok severim. Şimdi de, denizden çıktıktan saatler sonra dağınık yatağıma oturmuş o bayıldığım tuzlu ten kokusunu tüm yatağa bulaştırmaya çalışıyorum. Dilimi kollarıma dokundurduğumda hafifçe, tuz tadını alıyorum ki harika bir his…

Büyük aşkım Chet Baker’dan gelsin bugünün şarkısı, Just Friends, lovers no more. Onun vazgeçemediğim, beni hüzünlendiren, içimi cız ettiren onlarca şarkısından bir tanesi…

aakash odedra aile amsterdam anneanne arter aslı bostancı aydın teker ayşe orhon Bakü berlinde bruyckere bienal Boris Vian Chet Baker edebiyat francis ford coppola geoff dyer gezi görünürlük projesi haliç kongre merkezi Henry James idans ilyas odman Istanbul istanbul modern kazuo ishiguro kedi kuad Leos Carax masumiyet müzesi Max Roach Michel Gondry Miles Davis mustafa kaplan olimpiyat orhan pamuk pelin esmer rimini protokoll roberto bolano robert pattinson salt The White Stripes thomas bernhard woody allen öykü İzmir