I’m much happier reading than writing. – Roberto Bolaño

Coppola ismini görünce atlamayın! Uzun zamandır adı batan filmlerin yönetmenine çıkan Coppola’nın 2011 yapımı Twixt‘i başroldeki şişko Val Kilmer ile ilk bakışta Mickey Rourke’lu Dövüşçü‘yü andırıyor gibi olsa da, ne yazık ki fiyakalı görüntü yönetmenliği dışında pek bir numarası yok.

Emin değilim ama sanırım Kilmer’ı Batman Forever‘dan beri izlememişim. Zaten o da Kilmer’dan çok Jim Carey ve Tommy Lee Jones ile aklımda kalmış. Kilmer’ın Twixt’teki rolü inişe geçmiş kariyerini tesadüfen karşısına çıkan bir vampir hikayesiyle kurtarmaya çalışması üstüne kurulu. Ben Chaplin’in canlandırdığı Edgar Allan Poe başarısız yazarımıza kariyer kurtarıcı tüyolar veren “ilham perisi” olarak karşımıza çıkıyor. 88 dakikalık film bazı bazı Tim Burton filmlerini (renkler, set tasarımı) hatırlatıyor ve filmin izlenebilmesini sağlayan da bunların sağladığı gotik atmosfer.

aakash odedra aile amsterdam anneanne arter aslı bostancı aydın teker ayşe orhon Bakü berlinde bruyckere bienal Boris Vian Chet Baker edebiyat francis ford coppola geoff dyer gezi görünürlük projesi haliç kongre merkezi Henry James idans ilyas odman Istanbul istanbul modern kazuo ishiguro kedi kuad Leos Carax masumiyet müzesi Max Roach Michel Gondry Miles Davis mustafa kaplan olimpiyat orhan pamuk pelin esmer rimini protokoll roberto bolano robert pattinson salt The White Stripes thomas bernhard woody allen öykü İzmir