I’m much happier reading than writing. – Roberto Bolaño

michael caine’in başrolde olduğu 1971 yapımı bir başyapıt. 2004’te total film magazine tarafından yapılan bir ankette tüm zamanların en iyi ingiliz filmi seçilmiş. 2000 yılında warner bros sylvester stallone’yi jack carter rolüne, michael caine’i yardımcı rollerden birine alıp tekrar çekmiş. film amerika’da iyi eleştiriler alsa da ingiltere’de vizyona bile girmemiş.

stallone’nin başrolde olabileceği bir film neye benzer sizce? evet, işin içinde bir hesaplaşma var. amerikan versiyonunu elbette (!) izlemedim ama neden warner bros’un ilgisini çektiği çok açık. caine’in oynadığı jack carter londralı bir gangster ve erkek kardeşinin şüpheli ölümünün iç yüzünü araştırmak üzere doğduğu kente gidiyor. gerçekleri öğrendikçe de bu hain planda parmağı olanların cezasını veriyor.

günümüz için “sıradan” sayılabilecek bir konusu var get carter‘ın. 1971 yılındaysa böyle bir film X kategorisinde gösterilmiş. azıcık kan, az biraz porno görüntüler filmi benzerleri arasından sıyırmayı başarmış. bazı sahneleriyle bana kubrick’in otomatik portakal‘ını çağrıştırdı ama genel olarak yakınlık kuramadım.

bu arada filmin roy budd imzalı jenerik müziği mükemmel.

aakash odedra aile amsterdam anneanne arter aslı bostancı aydın teker ayşe orhon Bakü berlinde bruyckere bienal Boris Vian Chet Baker edebiyat francis ford coppola geoff dyer gezi görünürlük projesi haliç kongre merkezi Henry James idans ilyas odman Istanbul istanbul modern kazuo ishiguro kedi kuad Leos Carax masumiyet müzesi Max Roach Michel Gondry Miles Davis mustafa kaplan olimpiyat orhan pamuk pelin esmer rimini protokoll roberto bolano robert pattinson salt The White Stripes thomas bernhard woody allen öykü İzmir