I’m much happier reading than writing. – Roberto Bolaño

bu hafta perdemize üç amerikan filmi düştü. biri yaklaşık yedi yıl süren montajıyla bir hollywood efsanesine dönüşmüş margaret, diğeri sanırım anna paquin’in dayanılmaz (!) cazibesine kapılıp izlediğimiz the romantics, sonuncusu ise bir klasik: gazap üzümleri.

kenneth lonergan’ın yönettiği margaret ile yolumuz ingiliz eleştirmenlerinden aldığı iyi eleştirileri duymamız sayesinde kesişti. yönetmenin bir türlü içinden çıkamadığı montaj problemini sonunda martin scorsese ve thelma schoonmaker ile çözen fox searchlight, margaret‘i birkaç sinema salonunda gösterime sokarak sırtındaki bu yükten kurtulmak istemiş. işte sorun bundan sonra ortaya çıkmış çünkü eleştirmenler tarafından çok beğenilen film neden daha çok insana ulaşmıyor sorusu ortalıkta dolaşmaya başlıyor. eleştirmenlerin neden bu kadar yaygara kopardığını tam olarak anladığımı söyleyemeyeceğim çünkü film bir genç kızın şahit olduğu trafik kazası sonrası kopardığı kıyamet ve histeri krizlerini üç saat boyunca anlattı durdu. haksızlıkla ilk tanıştığım anı çoktan unuttuğumdan belki de empati kuramadım.

the romantics ise katie holmes ve anna paquin’i buluşturan bir amerikan filmi. aynı adama aşık olmak, üniversite, yetişkinliğe geçiş, evlilik gibi anahtar kelimeleri biraraya getirdiğinizde muhtemelen filmin konusunu da kendi kendinize bulacaksınız. adı nereden geliyor derseniz romantik döneme meraklı bir grup üniversite öğrencisinin gruplarına koydukları isim. 2010 yapımı bir galt niederhoffer filmi, uzun gece çekimleriyle antonioni’den etkilendiğini gösteriyormuş k.’nın tezine göre. doğru olma ihtimali var ama antonioni’den sadece gece çekimleri için etkilenmişse daha çok yol var önünde demektir.

gelelim ağır topa: john ford’un yönettiği 1940 yapımı gazap üzümleri (the grapes of wrath) sayesinde gerçek amerikan sinemasına ulaştık. henry fonda’nın başrolde olduğu film steinbeck’in aynı adlı kitabından uyarlama. kısaca oklahoma’daki topraklarından kovulan bir ailenin iş bulma umuduyla california’ya yolculuğunu anlatıyor. film halkçı diyaloglarıyla dikkat çekici, eminim steinbeck’in kitabından birebir alınmış diyaloglardır. gazap üzümleri‘nin eski sinemacılarımızın etkilendiği filmlerden olduğu çok açık.

aakash odedra aile amsterdam anneanne arter aslı bostancı aydın teker ayşe orhon Bakü berlinde bruyckere bienal Boris Vian Chet Baker edebiyat francis ford coppola geoff dyer gezi görünürlük projesi haliç kongre merkezi Henry James idans ilyas odman Istanbul istanbul modern kazuo ishiguro kedi kuad Leos Carax masumiyet müzesi Max Roach Michel Gondry Miles Davis mustafa kaplan olimpiyat orhan pamuk pelin esmer rimini protokoll roberto bolano robert pattinson salt The White Stripes thomas bernhard woody allen öykü İzmir