I’m much happier reading than writing. – Roberto Bolaño

ingrid bergman’lı, münih havalı, stefan zweig’ın die angst eserinden uyarlanmış, 1954 yapımı bir roberto rossellini filmiyle 18 eylül’ü noktalıyoruz. biraz türk filmi tadındaki la paura kocası hastanede yatarken onu aldatan bir kadının, kocası dışarı çıktığında suçluluk duygusuyla baş edememesi üstüne kurulu kısaca anlatmak gerekirse. ne rossellini’nin ne de bergman’ın en iyi filmi değil, o kesin. hatta içimizde zweig okuma hevesi bile uyandırmadı denebilir. üçte ikilik kısmı sıkıcı bir şantaj hikayesi (irene’nin neden ilişkisini kocasına bir türlü itiraf edemediğini kesinlikle anlayamadık), üçte biriyse karanlık bir komplonun açığa çıkması üstüne kuruluydu olunca asıl ilginç kısım biraz fazla geri planda kalmış gibiydi ve filmi yavanlıktan kurtaramadı. üstelik filmin fazla sıradan ve “mutlu” bir sonla bitmesi de bizi pek mutlu etmedi.

yine de doğruya doğru, araba kullanma sahnelerinde ön koltukta oturanların gözünden çekilen sahneler göz doldurucu. aşka artık inanmıyorum üst başlığıyla kirpiklerimizde iki damla yaş oluşmasına sebep olan la paura‘yı, bence, sadece ingrid bergman hatırına izleyebilirsiniz. ama onun da kostümleri öyle felaket ki… bilemedim.

aakash odedra aile amsterdam anneanne arter aslı bostancı aydın teker ayşe orhon Bakü berlinde bruyckere bienal Boris Vian Chet Baker edebiyat francis ford coppola geoff dyer gezi görünürlük projesi haliç kongre merkezi Henry James idans ilyas odman Istanbul istanbul modern kazuo ishiguro kedi kuad Leos Carax masumiyet müzesi Max Roach Michel Gondry Miles Davis mustafa kaplan olimpiyat orhan pamuk pelin esmer rimini protokoll roberto bolano robert pattinson salt The White Stripes thomas bernhard woody allen öykü İzmir