I’m much happier reading than writing. – Roberto Bolaño

yolum son haftalarda hiç taksim meydanı’na düşmedi. evden çıktığım gibi kendimi galatasaray üstünden tünel tarafına atıyorum, sonra da birkaç sokağın, binanın içine sıkışıp kalmış bir yaşam sürüyorum. evet, durum çok iç açıcı değil.
dün havalimanına doğru bir uzanınca seçim propagandalarına daha iyi şahit olma fırsatı buldum. her taraf akp olmuş, başka da pek bir şey çarpmadı gözüme. dönüşte taksim meydan tarafından geçerken bir de ne göreyim! eskinin taksim sahnesi olmuş şimdinin akp seçim bürosu!!! yıllardır terk edilmiş, kapalı, çirkin bir şekilde duran bir zamanların tiyatrosunu utanmazca seçim bürosuna çevirmişler.
kimin kime oy verdiğinin çetelesini tutmak üstüme vazife değil ama bu adamlar bu tutumlarına, bu yüzsüzlüklerine, bu zihniyetlerine rağmen bir kez daha gelirlerse başımıza, artık resmen hak etmişiz demektir. atatürk kültür merkezi’ni seçim bürosu yapmadıkları için şükretmemiz mi gerekiyor yoksa acaba?!

aakash odedra aile amsterdam anneanne arter aslı bostancı aydın teker ayşe orhon Bakü berlinde bruyckere bienal Boris Vian Chet Baker edebiyat francis ford coppola geoff dyer gezi görünürlük projesi haliç kongre merkezi Henry James idans ilyas odman Istanbul istanbul modern kazuo ishiguro kedi kuad Leos Carax masumiyet müzesi Max Roach Michel Gondry Miles Davis mustafa kaplan olimpiyat orhan pamuk pelin esmer rimini protokoll roberto bolano robert pattinson salt The White Stripes thomas bernhard woody allen öykü İzmir