I’m much happier reading than writing. – Roberto Bolaño

öyle ya da böyle neredeyse bütün oscar filmlerini izlemiş buldum kendimi. nasıl oldu bilmiyorum desem inandırıcı olmaz herhalde.
dün akşam da christian bale ve mark wahlberg’i birarada sunan the fighter‘a takıldık. dövüş sahnelerinin televizyon estetiğinde (yani hiçbir estetik gözetilmeden) verilmesi hoşuma gitti. filmin ilk yarısındaki hareket, treme‘den tanıdığımız melissa leo’nun takıntılı anne karakteri ve tabii ki başroller etkileyiciydi. ancak film öyle ani bitti ki, yazacak hiçbir şey bırakmadı içimde. başrol hedefine ulaşır ulaşmaz bu kadar aniden bitiveren bir film izlememiştim hatırladığım kadarıyla…

aakash odedra aile amsterdam anneanne arter aslı bostancı aydın teker ayşe orhon Bakü berlinde bruyckere bienal Boris Vian Chet Baker edebiyat francis ford coppola geoff dyer gezi görünürlük projesi haliç kongre merkezi Henry James idans ilyas odman Istanbul istanbul modern kazuo ishiguro kedi kuad Leos Carax masumiyet müzesi Max Roach Michel Gondry Miles Davis mustafa kaplan olimpiyat orhan pamuk pelin esmer rimini protokoll roberto bolano robert pattinson salt The White Stripes thomas bernhard woody allen öykü İzmir