I’m much happier reading than writing. – Roberto Bolaño

2010 yapımı bir bağımsız amerikan filmine takıldık dün akşam. sadece 2 milyon dolara çekilmiş mütevazi ama etkileyici bir film. 17 yaşında, vahşi amerika’da (dilini anlamakta bile zorlandık doğrusu, altyazı olmasına rağmen) ailesini birarada tutmaya çalışan ree’nin öyküsü. öyle saçma sapan inişler çıkışlar yok, izleyenle dalga geçmeye çalışıp büyüklenmeler yok, akıp giden sade ve “zor” bir hayatın hikayesi var. daniel woodrell’in aynı adlı kitabından uyarlanan film sundance film festivali’nden en iyi film ve en iyi senaryo dallarında büyük jüri ödülünü kazanmış. belki çoktan gösterilmiştir şehrimizde, kim bilir…
11 milyon dolara türkiye’nin ilk “hollywood” filmini çektiğini iddia edenler, zamanlarını hangi filmleri izleyip ilham alarak heba ediyorlar acaba?..

aakash odedra aile amsterdam anneanne arter aslı bostancı aydın teker ayşe orhon Bakü berlinde bruyckere bienal Boris Vian Chet Baker edebiyat francis ford coppola geoff dyer gezi görünürlük projesi haliç kongre merkezi Henry James idans ilyas odman Istanbul istanbul modern kazuo ishiguro kedi kuad Leos Carax masumiyet müzesi Max Roach Michel Gondry Miles Davis mustafa kaplan olimpiyat orhan pamuk pelin esmer rimini protokoll roberto bolano robert pattinson salt The White Stripes thomas bernhard woody allen öykü İzmir