I’m much happier reading than writing. – Roberto Bolaño

dün akşam ruhsuz bir binadan ruhani hikayesiyle, insanı kapıp götüren ritmiyle brooklynli bir adam geçti: reggie wilson. iDANS-4’ün belki de en iyi performansıydı, performans sanatının amerikancasını hatırlattı, yüzümüzü güldürdü. daniel linehan’la başlayan amerikalılar hareketi iDANS’ın en kıpırtılı işlerini oluşturdu bence şu ana kadar. sonrası ne olur bilmiyorum ama reggie wilson’ı hem bu işiyle (introduction) hem de bambaşka işleriyle defalarca izleyebilirmişim gibi. kendisini, topluluğu fist&heel’i, post-african/neo-hoodoo adını verdiği hareket dilini daha çok buralarda görebiliriz umarım önümüzdeki yıllarda…

  1. Anonymous Avatar
    Anonymous

    Teşekkür ederiz performanslar hakkındaki yorumlar için!

  2. danzon Avatar

    evet, bence de iyi bir performanstı; eğlenceliydi, yaratıcıydı ve wilson'ın sesini kullanışı çok etkileyiciydi.

    ancak çok kısa değil miydi; birdenbire bitti, sanki wilson sıkıldı ve o anda bitirmek istedi ve pat diye bitirdi gibi geldi bana. (bu arada belirtiyim: ben ilk akşamını izledim)

    performansın adının “introduction” olmasını, ileriki yıllarda başka işlerini seyredecek olmamızın habercisi gibi algıladım ben; umutluyum :)

  3. chloé Avatar

    anladığım kadarıyla nefesini ancak 20 dakika idare edebiliyor bu şekilde. performans bitiminde kulise neredeyse boğuluyor gibi ve öksürerek girdiğini söylediler dün gece. iş iyi olunca 20 dakikanın bir anda bitiveriyor maalesef…

  4. Nena Avatar

    Bu yorum yazar tarafından silindi.

aakash odedra aile amsterdam anneanne arter aslı bostancı aydın teker ayşe orhon Bakü berlinde bruyckere bienal Boris Vian Chet Baker edebiyat francis ford coppola geoff dyer gezi görünürlük projesi haliç kongre merkezi Henry James idans ilyas odman Istanbul istanbul modern kazuo ishiguro kedi kuad Leos Carax masumiyet müzesi Max Roach Michel Gondry Miles Davis mustafa kaplan olimpiyat orhan pamuk pelin esmer rimini protokoll roberto bolano robert pattinson salt The White Stripes thomas bernhard woody allen öykü İzmir