I’m much happier reading than writing. – Roberto Bolaño

bütün bir günü santralistanbul’un güzel çimenlerinde kıçımı bir sağa bir sola atarak, kah sırtüstü kah yüzükoyun yatarak ve orhan pamuk’un elimize tutuşturduğu yeni oyuncak manzaradan parçaları okuyarak geçirdim. bir yazarın deprem korkusunu okumak, çocukluk anılarıyla new york hayatından sahneler arasında dolaşmak hoş. kitabın kurgusunu, yazıların sıralanışını özellikle beğendim. bir yazı kütüphanesini nasıl sevdiği ve başkalarına açarsa bu sevginin azalacağından korktuğu ile kapanırken, sonraki nefret ettiği kütüphanesine, fırlatıp attığı kitaplara götürüyor bizi. istanbul’un geçmişine çıkardığı yolculuklar ise yanlış zamanda yanlış yerde doğduğum hissini bir kez daha hatırlatıyor bana…

aakash odedra aile amsterdam anneanne arter aslı bostancı aydın teker ayşe orhon Bakü berlinde bruyckere bienal Boris Vian Chet Baker edebiyat francis ford coppola geoff dyer gezi görünürlük projesi haliç kongre merkezi Henry James idans ilyas odman Istanbul istanbul modern kazuo ishiguro kedi kuad Leos Carax masumiyet müzesi Max Roach Michel Gondry Miles Davis mustafa kaplan olimpiyat orhan pamuk pelin esmer rimini protokoll roberto bolano robert pattinson salt The White Stripes thomas bernhard woody allen öykü İzmir