tiyatro festivali bitti. caz festivalinin başlamasına ise daha zaman var. boşlukta kalmış bulduk kendimizi. ne jean-michel jarre ilgimizi çekiyor, ne galata’daki turistik konserler ne de aya irini’deki klasik müzik konserleri. kendimizi sinemaya verdik. marco bellocchio – vincere, sam mendes – away we go, tim burton – alice in wonderland (lewis carroll’ı ağlatabilecek kadar kötü bir filmdi, 15-20 dakika dayanabildik), fernando meirelles – blindness, alfred hitchcock – to catch a thief. hitchcock’u dışında tutarak söylüyorum: amerikan sinemasından bir süreliğine uzak durmaya karar verdik. vincere farklı anlatım tarzı ile bir vaha gibiydi diğer tüm filmlerin ardından. tim burton alice ile dibi görmüş oluyor diyebiliriz bence rahatlıkla. işin içinde tim burton olunca alışık olamayacağımız bir şey izlemeye hazırdık ama alice in wonderland’in büyülü dünyasını mahvedeceğini tahmin edemedik. sinemada izlemediğimiz ne kadar da iyi olmuş!