I’m much happier reading than writing. – Roberto Bolaño

yağmura inat dün sabah fırat kuşçu’nun “işte geldim” performansını izlemek üzere haydarpaşa garı yollarına düştük. sadece fırat’a özel gelen bizden başkaları da vardı. fırat kuşçu mekanı bir yerden bir yere gitmek üzere asıl amacında kullanan insanların peşine takılıyor, kimi zaman çantasıyla adımlarını engellemeye çalışıyor, fark ettiklerinde de hiçbir şey olmamış gibi davranıyordu. biz de peşinden bütün garı arşınladık şimdi kime ne yapacak merakıyla. fark edilmemekle rahatsız edici olmak arasında bir yerde gidip gelen performans, daha işlek bir zaman dilimine konmuş olsaydı biraz daha anlamlı bir görünürlüğe ulaşabilirdi.

izleyiciler arasında kovboy şapkasıyla fırat’tan belki biraz daha performatif bir tip vardı ki “ne yapıyor bu adam? tiyatro mu yapıyor? motoru yakmış galiba!” şeklindeki yorumuyla hepimizi bolca güldürdü. “site specific” performans işte böyle algılanıyor: motoru yakmak!
“haydarpaşa garı’nda bahar”ın genel gidişatından organizasyon tayfası pek bir memnundu. ne çok kalabalık oluyormuş, ne de boş geçiyormuş ana etkinlikler. mekan içindeki yönlendirmeler genel tasarımdaki beceriksizliğin bir yansıması olarak çok hoş değildi. işte geldim performansının nerede başladığını, tam olarak ne olacağını keşfetmekte de oldukça zorlandık. yine de orada olmak, alışveriş merkezi olma tehlikesiyle halen karşı karşıya olan tarihi mekanın havasını solumak çok güzeldi.

aakash odedra aile amsterdam anneanne arter aslı bostancı aydın teker ayşe orhon Bakü berlinde bruyckere bienal Boris Vian Chet Baker edebiyat francis ford coppola geoff dyer gezi görünürlük projesi haliç kongre merkezi Henry James idans ilyas odman Istanbul istanbul modern kazuo ishiguro kedi kuad Leos Carax masumiyet müzesi Max Roach Michel Gondry Miles Davis mustafa kaplan olimpiyat orhan pamuk pelin esmer rimini protokoll roberto bolano robert pattinson salt The White Stripes thomas bernhard woody allen öykü İzmir