Yazar: Y.

  • amerikanca üç film

    bu hafta perdemize üç amerikan filmi düştü. biri yaklaşık yedi yıl süren montajıyla bir hollywood efsanesine dönüşmüş margaret, diğeri sanırım anna paquin’in dayanılmaz (!) cazibesine kapılıp izlediğimiz the romantics, sonuncusu ise bir klasik: gazap üzümleri. kenneth lonergan’ın yönettiği margaret ile yolumuz ingiliz eleştirmenlerinden aldığı iyi eleştirileri duymamız sayesinde kesişti. yönetmenin bir türlü içinden çıkamadığı montaj problemini…

  • benim sevdiğim 123

    sabah sabah bu röportaj ilişti gözüme: http://cizenbayan.com/anne-ben-groupie-oldum/roportajlar/215-123 bu, herkesin bildiği ve sevdiği 123. benim sevdiğimse biraz farklı, biraz eski. biraz bu şarkıdaki gibi. ilk albüm aksel‘den, balina… kim demiş bu grubun vokale ihtiyacı olduğunu?

  • the awful truth – leo mccarney

    işte o çok sevdiğim eski filmlerden biri: başrollerde cary grant ve irene dunne, leo mccarey yönetmen koltuğunda ve alkışlar 1937 yapımı the awful truth için gelsin! 59 günlük evliliklerini birbirlerine güvenlerini yitirdikleri ilk anda bitirmeye kalkan lucy ve jerry’nin komik hikayesi. akıcı diyaloglar, mükemmel oyunculuklar. genelde bir dram ya da trajediye konu olan boşanma ancak bu…

  • glastonbury – julien temple

    glastonbury julien temple’ın 2006’da ingiltere’nin en büyük müzik festivalinin yıldönümü için yaptığı, iki saati aşan bir belgesel. 1970’ten beri yapılan festivale gidip dağıtasımız geldi. bir de keşke ilk yapıldığı zamanlara ışınlanma olanağımız olsaydı. sanki eskiden daha “sakin”, “edepsiz” ve “doğal”mış :) bu arada festival müziğiyle meşhur olsa da tam adı glastonbury festival of contemporary performing…

  • sponsor, sanat, protesto ve elbette ramazanda caz

    , ,

    konumuz “sözde bağımsız sanat”, sponsorlar, politika vesaire. bir+bir’de güzel bir yazı çıkmış: http://birdirbir.org/sponsorlu-hayatimiz-logolarin-golgesinde-muzik-dinlemek/ geçtiğimiz yıllarda bp ile 20 yıllık sponsorluk sözleşmesinin sonuna gelen tate modern sözleşme yenilemek üzere masaya oturdu. bp’nin meksika körfezi’nin altını üstüne getirdiği, doğal hayatı neredeyse bitirdiği dönem. sanatçılar tate’in önünde ve içinde performatif eylemler yapmaya başladılar. en meşhurlarından biri tate’in önüne döktükleri…