Yazar: Y.

  • zulmün böylesi

    dün gece rumeli hisarı’ndaki duvara karşı operasına gitme gafletinde bulundum. opera sanatına duyduğum antipatiyi belirtmeme gerek yok umarım. bana elitizmi, yukarıdan bakmayı, localarda oturmayı, sınıfsallaşmayı anımsatıyor. anlamıyorum, hoşlanmıyorum. ortaokul döneminde tosca ve aida‘ya maruz kalmıştım. hele ki aida tütsü kokuları eşliğinde halen baş ağrılarıyla hatırladığım korkunç bir pazar günüdür benim için. sonra da ne gittim…

  • le refuge

    lise yıllarımdan beri hayatımda: françois ozon. her yeni filmini merakla beklediğim, kısa filmlerine özellikle hayran olduğum, fransız sinemasını tekrar tekrar sevdiren, ricky ile sebep olduğu hayal kırıklığından sonra “acaba bir daha asla mı?” diye düşündürten ozon, le refuge ile aramıza döndü yeniden. gözlerimi olabildiğince az kırparak, büyülenmişçesine izledim. hamile ve eroinman, yalnız bir kadının dünyasında…

  • vargtimmen (the hour of the wolf)

    ingmar bergman dolu gecelere giriş. tedirginlik. ada. isolation. gerilim. rüyalar. korkular. yakın plan. liv ullmann. max von sydow. cinayet. serbest çağrışım: fellini, giulietta degli spiriti.

  • dün akşamdan…

    dün akşam transit istanbul arte istanbul sanat merkezi‘ndeki bir kokteylle açıldı. öncelikle arte’nin görülmeye değer bir yer olduğu kesin. daha önce cpm istanbul‘un ofis olarak kullandığı tercüman çıkmazı’nın en ucundaki muhteşem bahçeli iki katlı bina bir sanat merkezine dönüştürülmüş. bahçede heykeller, girişte ve ikinci katta resim-heykel sergileri mevcut. şu anda mehmet güleryüz’ün bir sergisi var…

  • doğaçlama istanbul

    bu ülkede bazı şeyler çok zor. yorulan, bıkan, artık kurtulmak isteyenlerle karşılaşmak olağan. ben de onlardan biriyim bir anlamda. hep aynı yöne dönen, aynı rakamlara sık sık “denk” gelen bu sürprizsiz çarktan kurtulmak için çırpınıp duruyoruz. kimi zaman daha çok hissediyorum çarkın yükünü omuzlarımda, kimi zaman başka dertlere dalıp (ya da zorla daldırıp kendimi) unutuyorum,…