başka bir yerde çok zor yaşamlar

bela tarr’ın 2011 berlin gümüş ayı ödüllü filmi torino atı sinemaya doymamı sağladı bugün. bir kez daha festivali neden sevdiğimi hatırladım.
festivali sevme sebeplerimden biri atlas pasajı’nın içine doğru uzayan bilet kuyruğu. sıra gelmeyeceğini bile bile bekleyen insanları görmek sinemaya olan inancımı artırıyor (ne yazık ki tiyatro-dans konusunda bu inanca çok da sahip olduğum söylenemez). atlas sineması’nın en büyük salonunda oynayan film tıklım tıklım dolu, ben de o bilet bulma savaşına girenlerdenim ve merdivenlerde iyi sayılabilecek bir yer bulup dört gözle beklemeye başlıyorum reklamların bitmesini (sanki eskiden daha mı ilham doluydu reklamlar? en azından meşhur levi’s reklamlarının gösterildiği seneler reklam izlemek için salona erken girdiğimizi hatırlıyorum).

daha önce bir bela tarr filmi izlemiş miydim, emin değilim. torino atı gibi bir filmi sinema salonu dışında bir yerde izlemeye imkan olduğunu düşünmüyorum. hem iyi hem kötü bir şey bu: iyi çünkü sinemanın anlamını hatırlamanızı sağlıyor, kötü çünkü bu filmi eğer festivaldeki son gösteriminde de görmezseniz başka herhangi bir sinema salonunda yakalamanız imkansız. siyah-beyaz, çok çok az diyaloglu, görselliği ön planda, yoksul bir baba-kızın tamamen rutinler üstüne kurulu altı günlerini 146 dakikada anlatıyor bela tarr. günde kişi başı iki patates yiyerek beslenen, sabahları iki tek palinka yuvarlayan bu küçük aile dünyanın en zorlu ve monoton hayatına sahipmiş gibi görünse de, belki ne olacak diye beklediğimden, belki hayatın insafsızlığına isyan etme isteğinden, gözümü kırpmadan izledim.

ortaokul yıllarında fransızca dersinde bir bölümünü okuduğumuz émile zola’nın germinal romanı geldi aklıma (o kadar etkinlenmiştim ki kitabın gerisini okuyasım gelmemişti). kelimelerini, cümlelerini uzun uzun anlamaya çalıştığımız germinal‘de de aynı derecede yoksul, soluk benizli madenciler vardı. bazen mantıklı bir açıklama getiremeden böyle görsel bağlantılar kuruveriyorum işte kafamda. demek zola’nın kitabındaki o içime işleyen bölüm, tarr’ın filmindeki gibi iç mekanlar canlandırmış gözümde…

Comments

Şuna bir yanıt: “başka bir yerde çok zor yaşamlar”

  1. Bazen sapıklara müteşekkir oluruz – Günlerin Köpüğü Avatar

    […] Geçmiş yazılar içinde bir arama yapayım dedim ve bir baktım izlediğim zaman bir şeyler karalamışım ama bu sapıkla olan deneyimimden hiç bahsetmemiştim. Demek o zamanlar o kadar da gülüp […]