Etiket: Istanbul

  • Yazmak, Yürümek ve Rayihalar Üstüne

    daldan dala atlayan ve daha başka birçok dala da atlayası olan bir yazı… Yazmanın hareket etmekle doğrudan bağlantılı olduğuna inananlardanım. Hemingway ayakta yazarmış. Virginia Woolf da. Murakami yazmayı maraton koşmaya benzetir, her iki pratiğin birbirlerine ne kadar benzediğinden, birbirlerini beslediğinden bahseder Koşmasaydım Yazamazdım kitabında. Ben ne ayakta yazıyorum ne de bir koşucuyum. Ama bilen bilir,…

  • İstanbul’da Daha Ne Hikâyeler Geçiyor

    ,

    Meşher, ya da Arter’in İstiklal Caddesi’ndeki eski binasında ilginç bir sergi açıldı: Hikâye İstanbul’da Geçiyor. Ebru Esra Satıcı ve Şeyda Çetin’in küratörlüğünde gerçekleşen sergi İstanbul’da geçen, İstanbul’dan yolu geçen, İstanbul’u konu alan, velhasıl bir şekilde yolu İstanbul’a düşen hikâyeleri, yazarları konu alıyor. Bildiğimiz, bilmediğimiz bir sürü polisiye hikâyenin yanı sıra Voltaire’in Candide’i ya da Pierre…

  • Gezi taraflarındayız

    Bedenen burada olmanız gerekmiyor, bunun üstüne düşünün, hangi ucunu yakalamak istediğinize karar verin ve harekete geçin. Herkes bir ucundan tutsa dünya değişebilir gibi görünüyor şu günlerde. Umut fakirin ekmeği, benim gibi bir karamsar bile böyle düşünüyorsa! :)

  • Spleen d’Istanbul

    Sevgili günlük, İstanbul çok sıkıcı bir yer. Dağ başını ve oranın sıkıcılığını özledim şimdiden. Her yerde çok fazla insan var ve bunların ne işe yaradığını düşünüp duruyorum. Dağ başının sessizliğini, yalnızlığını bulmaya imkan yok bu sokaklarda. Baudelaire misali kalabalıkların yalnız adamını oynuyorum burada ve her gün daha da yalnızlaşıyorum. Herkesin ayrı bir gailesi, işi-gücü var…

  • Kaldırımda bir kelebek

    İstanbul’da günlerim uzun yürüyüşler üstüne kurulu. Dağ başındaki bir arkadaşım “Hareket eden objeler çarpışır” demişti. Ben de mümkün olduğunca çok hareket ederek İstanbul’un enerjisini, kaosunu içime doldurmaya, tanıdık-tanımadık insanlara çarpmaya, karşılaşmaları tetiklemeye çalışıyorum. İşte bu kelebek de Maçka civarında hareket halindeyken bir kaldırımda çıktı karşıma. Önce ölmüş sandım, avucuma alınca canlandı. Öylece kaldırıma bırakmamak için…