Kategori: sinema
-
atlantic city – louis malle
klişe bir soru vardır ya hani “en çok sevdiğiniz film/kitap ne?” diye. ben bu sorulara genelde verecek cevabı olmayanlardan, sevdikleri arasında hızlıca bir analiz yapıp “en çok sevdiği”ne ulaşamayanlardanım. genelde hazır cevap olmadığımdan belki de… klişe soruların klişe cevapları olur diyebilirsiniz, bense saçma bir şekilde bunu önemser, her karşılaştığımda kafaya takarım. birkaç yıl önce en…
Written by
-
el orfanato – juan antonio bayona
guillerme del toro’nun “sunduğu” bir film daha: 2007 yapımı el orfanato (the orphanage) eski bir yetimhaneyi ev olarak satın alan bir ailenin başına gelenler etrafında dönen bir gerilim filmi. bir mekanın mimari hazinesine sırtını dayamış, ondan kaynaklanan ve onu gösteren, biraz the shining biraz the others etkileşimli, los ojos de julia‘dan hatırladığımız belen rueda’nın bir kez daha…
Written by
-
a matter of life and death – m. powell & e.pressburger
ikinci dünya savaşı. bir ingiliz pilotun yanmakta olan uçaktaki son dakikaları. telsizle iletişim kuruyor, genç bir kadın çıkıyor karşısına. son dileklerini iletirken ölümden korkmadığını, paraşütü bile olmadığını fark ediyoruz. annesine, kardeşlerine onları sevdiğini iletmesini istiyor genç kadından, onu görmüş olsaydı sevebileceğini de söylüyor. kadın ağlarken bağlantıyı kesiyor ve atlıyor. ama ölmesi gerekirken ingiltere’nin sisi sağ…
Written by
-
la voie lactée – luis bunuel
bir hristiyanlık taşlaması, sürrealist eğlencelik, ateizm methiyesi olarak tanımlanabilecek olan 1969 yapımı la voie lactée bir bunuel filmi düşündüğünüzde aklınıza gelebilecek her şeyi içinde barındırıyor. yolda bir anda görünür olan tuhaf kılıklı insanlar, isa benzeri bir çocuk, dinle ilgili ciddi ciddi tartışan garsonlar, incil’den canlandırılan sahneler arasında zamanda yolculuklar eşliğinde iki adamın ispanya’daki santiago de compostela’ya…
Written by
-
lektionen in finsternis – werner herzog
buyrun bir çılgın: werner herzog. 1992 yapımı lessons of darkness ırak’ın kuveyt’i işgali sonrası ateşe verilen petrol kuyularını beyaz perdeye tüm “dünyanın sonu geldi” hissiyatı, “karanlık” gerçekliği ve “ateşli” gerçeküstülüğüyle taşıyor. çekimler etkileyici, teknik anlamda sanki 2000li yıllardan bir film izliyorsunuz, hatta burası ya başka bir planet (geniş açı çekimler sayesinde), ya da bir maket…
Written by