Kategori: festival

  • sahnelere dönüş

    , ,

    film festivalini yazmaya fırsat bulamadığım small town murder songs ile kapatıp apar topar ljubljana yollarına düştüm yine. amaç bu yıl on yedincisi yapılan ve jan fabre’ın artistik yönetmenliğini üstlendiği exodos festivali’ne ve altıncı balkan dans platformu’na bir göz atmaktı. sonuç çok da iç açıcı değil ne yazık ki. şimdilik izleyebildiklerimin bir listesini yapayım, yorumlar gelecek…

  • sinemanın büyüsü

    ,

    dün akılda kalıcı bir film daha izleyebildik: la vida util ya da faydalı hayat.federico veiroj’un yönettiği, uruguay’da geçen filmde bir sinematekte çalışan sinema meraklısı jorge’nin “film gibi” hayatına tanık olduk 67 dakika boyunca. siyah-beyaz, yeni ama eskiymiş gibi görünen, sinema tarihine göndermelerle dolu bir film. sadeliğiyle çekiyor insanı, kısacıklığıyla hevesini kursağında bırakıyor. daha uzun olsa…

  • çürük film

    ,

    kötü filmlerden de bahsetmek gerektiğine göre, işte festivalde izlediğim tek kötü film: yunan yönetmen syllas tzoumerkas’ın anayurt filmi. insan her gün sadece bir filme gitme kararı alınca kötü film görme olasılığı da düşer zannediyordum ama ne yazık ki bugünkü 19:00 seansında pek ilgi çekici bir şey yoktu ve genç ustalar bölümüne bir şans verelim dedik.…

  • picco – philip koch

    ,

    sabah sabah izlemekle büyük hata yaptığımız film. festivalde izlediğim filmler arasında haneke’nin benny’s video filminden beri en rahatsız edici film. bir yeni yetme hapishanesinde güçlü olmak, hayatta kalmakla ilgili insana acı veren bir film. genç erkeklerin testesteron oranı yüksek, saldırgan, sperm kokulu dünyası. izlerken sinema salonundan kaçmak istediğim film. ve kimsenin yerinden kıpırdamadan izlemeye devam…

  • nenette et boni – claire denis

    ,

    denis’den bir ergenlik hikayesi. eski bir film olduğundan belki, beyoğlu sineması’nın salonu neredeyse boştu. festival daha çok yeni filmlerin yakalandığı bir platform gibi görünüyor. oysa denis’nin filmlerini bulmak hiç de kolay değil normal şartlarda… marsilya’yı mesken tutan denis, aşina olduğumuz oyuncularla bizi iki kardeşin hayatına götürüyor. öfkeli ve naif bir hikaye…