I’m much happier reading than writing. – Roberto Bolaño

Kategori: öykü

  • Hatırlamamayı Seçmek

    Alnımda, iki kaşımın ortasında, yarım parmak sağa doğru bir çizgi var. Derin bir çizgi. Yıllar içinde derinleşti. Ona kas diyorum ben. Ağlama kası. Geçtiğimiz hafta en çok çalışan kas oldu. Eşyalar bana hatıralarıyla geliyorlar. Onları edindiğim anı, yanımda kimin olduğunu, nereden, nasıl aldığımı, neler konuştuğumuzu çoğunlukla hatırlıyorum. Sonra o eşyalara benimle oldukları günler, aylar, yıllar içinde başka başka anlamlar yüklüyorum.…

  • Pazar Gününün Kedice Gizemi ve Kuş Beyinli İnsanlar

    Günlerden Pazar. Onlar birer birer evi terk ederken arkalarından bakıyorum. Kapının önünde boynu bükük onları uğurlayışımı bile fark etmiyorlar. Küçük olduğumdan mı, onlar için yeterince önemli olmayışımdan mı bilmiyorum. Fark edilmek, en azından bir hoşça kal ile ödüllendirilmek için çok şey verirdim.  Pazar günleri sevgililerle, sevgiyle geçirilmek için yaratılmıştır. Evde tek başına terk edilmek için değil… Yalnız geçirilen Pazar günleri…

  • Yirmi beş yıl sonra Varlık dergisinde olmak

    2024’ü kapatmaya birkaç gün kala aylardır beklediğim haber posta kutuma düştü. Üç öykümle Varlık dergisinin Ocak 2025 sayısındayım. Varlık’ta Sen isimli ilk öyküm Necati Tosuner seçkisi kapsamında Haziran 1999 sayısında yayımlanmıştı. Annemlerle akşam yemeğine oturmuşken gelen telefonla almıştım haberi. 17 yaşındaydım. O yaz yerimde duramamış ve okuyup yazmaktan başka pek bir şey yapmamıştım. Yaz sonu deprem oldu. Okul açıldığında üstümüzde…

  • uyku

    içeriden gelen bir sesle uyanıyorsun. içerisi gürültülü. tüm gece bitmez sesler. çatıya damlayan su sesi, çatıda oyun oynayan kedilerin sesi, komşunun gelişi, gidişi… ama bu ses çok farklı, sanki içeride, evin içinde, biri varmış gibi. gidip bakmazsan kendine “korkak” damgasını basacak, bir daha da hiçbir duyuna, hissine güvenemeyeceksin. birkaç dakika geçiyor, sessizlik tekrar egemen oluyor tüm eve ama sen rahat…