Yazar: Y.

  • bir telefonun marifetleri

    beynimden kıvılcımlar çıkıyor. evet halen sıcağım. devlet dairesinden hallice boğaziçi elektrik taksim binasındayım. nümeratör bozuk, elle yazılmış küçük fişleri alıyoruz, memurlar numaraları bağırarak çağırıyorlar, duyan duyuyor, duymayan hakkını aramaya başlıyor. bir adam oturuyor çaprazımda. son teknoloji telefonunu dizinin üstünde tutuyor. avucuyla ekranı örtmeye çalışıyor, karşıdaki memureyi filme çekiyor. işte beynim de o anda ısınmaya başlıyor.…

  • mercimek beyinlilerin hal ve gidişatı

    yok aslında iscms’nin son gecesinden, masada konserinden, bir kez daha nasıl galata kulesi manzarasında müzikle kendimizden geçtiğimizden bahsedecektim. ama olmuyor. politik durum bahsedilmesi gereken çok daha ciddi şeyler olduğunu muştuluyor. posta kutuma “yetmezamaevet” adlı birinden bir garip mektup düşüyor. evet efendim, “yetmezamaevet” kişisinin savunduğuna göre “12 eylül anayasasından ve ruhundan tümüyle kurtulmamızı sağlayacak yeni bir…

  • yılın konseri (ya da "iscms hep olsun!")

    ,

    iyi ki ilk gecenin hayal kırıklığı ile yazmamışım çünkü ikinci gece ilkini tamamen unutturacak kadar büyüleyiciydi. ismet sıral creative music studio’da dün gece sepetçiler kasrı’nda müziği en özgür halini dinledik, müziğin en özgür, en deli adamlarını aynı sahnede izledik. john zorn, erkan oğur, karl berger, ravi chary ve marc ribot bunlardan sadece birkaçı. müzikle ilgili…

  • niğde’den

    devlet daireleri. orta anadolu. istanbul’dan farklı mı? pek sayılmaz. belki tek eksik bir sağa bir sola dönen gürültülü bir pervane. içeride boğucu bir hava. aynı politik muhabbetler (o bu şu hangi partiden), aynı bunalmış, hayatlarından bezmiş yüzler. 2-3 yıldır kimsenin uğramadığı bir yerde çekim yapabilmek için bir avuç kadar niğde’de oradan oraya koşturmaca. bir müdür…

  • kapadokya kapadokya

    daha barselona’yı bile yazamamışken kapadokya’dayım. tuz gölü’nden sonra henüz ikinci orta anadolu serüvenim. elbiselerin üstünden bile insanı yakabilen kavurucu güneşin altında vadiler, tepeler arasında yürüyoruz. en terk edilmiş yerde büyükçe bir çalının gölgesine sığınmış bir köpek çıkıyor karşımıza bazen, bazen de daracık bir yolda bir ninenin kullandığı eşek arabası. en yüksek yerlerdeyken aşağıya baktığımda sapsarılığın…