Yazar: Y.

  • izleyiniz! -7

    martyrs – pascal laugier. 2008 yapımı bir korku (dehşet!) filmi. üstünde çok fazla yazıp büyüsünü bozmak istemiyorum. korku filmleri ne kadar az şey bilirseniz hikayeyle ilgili, o kadar güzel izlenirler. bu da öyle işte. kurbanı başına gelecek her şeyden haberdar ettikten sonra asıl hikayeyi başlatan kurgusu, gülünesi bulduğumuz sahneleri bağladığı yerlerle uzun süre sessiz kalmamızı…

  • tickets

    2005 yapımı üç yönetmenli bir film. italyan yönetmen ermanna olmi’nin itici duygusal dramasını atlatabilirseniz karşınıza abbas kiarostami ve hemen ardından ken loach’un çektiği bölümler çıkacak. roma’ya doğru giden bir trenin içinde olup bitenler. herkesin gözünden ayrı bir hikaye.bu arada ken loach’un futbol fanatikliğine bir kez daha şahit olduk tickets sayesinde…

  • camda yürüyen adamlar

    olan biten ne çok şey var aslında. kumbaracı50’nin kapısından girer girmez aylık program ile karşılaştım. fazla tanıdık olmadığım bağımsız tiyatro topluluklarının yanında talin büyükkürkçiyan, ilyas odman. örneğin dün gece biz vanti izlerken orada da talin’in mesele adlı oyunu oynanıyormuş.istanbul’un en çalışkan ve üretken koreograflarından birini, ilyas odman’ı izlemek için düştü yolum kumbaracı50’ye. sezonun ilk ziyareti. geçen…

  • laboratuar’dan vanti

    talimhane tiyatrosu bu sezon aramıza temelli olarak geri döndü. komşuları olan huzursuz, tekinsiz, olumsuz yaşlı teyzeyi nasıl ikna ettiler ya da açılmalarını ne, nasıl sağladı bilmiyorum ama hoş geldiler bir kez daha. buralarda bir mekana daha çok ihtiyacımız vardı.kapanmasından önce sadece bir kere, o da transit doğaçlama festivali’nin bir etkinliği kapsamında gittiğim talimhane tiyatrosu’nu bu…

  • izleyiniz! -6

    the boat that rocked! biteli beş dakika olmadı bile. beni geceleri kısık sesle, gizli gizli kent fm – kaybedenler kulübü dinlediğim günlere götürdü. radyo! ne günlerdi! mete avunduk ve kaan çaydamlı’yı dinleyerek, uyumamaya çalışarak ve sonunu getirdiğim her programdan sonra okula mahmur gözlerle ama gururlu gittiğim günler. her gün aşağı yukarı aynı hikayeler olurdu ama…