Yazar: Y.
-
piccinini’s wonderland
efendim havalar güzelleşti, güneş çok fazla yakmadan usul usul ısıtıyor, biz de kendimizi sokaklara attık denebilir. yapıp ettiğimiz yığınla şey olsa da sıra buralara yazmaya gelemiyor bir türlü. hoş değil tabii, bir an önce duruma bir çeki düzen vermek gerekiyor. sondan başlayalım: 2011 yılının en uzun gününü, kısmen, arter’in yeni sergisi beni bağrına bas‘ın açılışında…
Written by
-
summer with monika – ingmar bergman
sevmememe olanak olmayan, tekinsizliğini ışık oyunlarında, ufak tefek naif bakışlarda saklayan, 1953 yapımı bir bergman filmi. neredeyse unutulmuş, adı sanı pek geçmeyenlerden. yeni dalga yönetmenlerini en çok etkileyen filmlerden biri diye duymasaydık, belki bizim de daha uzun zaman aklımıza gelmezdi izlemek. oysa monika’yı izlerkeni godard’ın, truffaut’nun bir sürü karesinin kaynağını da çözmüş gibi hissettik. küçük,…
Written by
-
bandit’nin gece gezmeleri
Night watch (2004) Iconographe yolunuz istanbul modern sinema’dan geçerse doğal olarak kayıp cennet sergisinden de geçecek demektir. gezeli ama bir türlü yazamayalı çok oldu. bugün film aralarında çok sevdiğimi hatırladığım tek bir işe gidip tekrar baktım. yazmamak yazık olacağından birkaç satır mutlaka ayırmalıyım diye düşündüm bandit isimli güzel tilkiye.serginin hemen girişinde, sol duvardaki videodan bahsediyorum,…
Written by
-
almanlar istanbul modern’de
yeni alman sinemasına vakıf olmak isteyenler için 19 haziran’a kadar istanbul modern’de güzel bir program var: ölüm bizi ayırana dek – almanya’dan yepyeni filmler. bugün sophie heldman’ın yönettiği satte farben vor schwarz (karanlıktaki renkler) ve florian cossen’in yönettiği das lied in mir (içimdeki şarkı) filmlerini izledim. yağmura meyilli bir cumartesi gününde, sağanak anını istanbul modern’in biraz…
Written by
-
geç de olsa hayaka artı
çukurcuma caddesi’nde aylardır önünden geçtiğimiz, orada bir galeri olduğunu yeni fark ettiğimiz, orhan pamuk’un bordo boyalı masumiyet müzesi’nin tam karşısına denk gelen bir galeri ve/ya sanat platformu keşfettik: hayaka artı.tophane ana caddedeki galerilere göre ara sokakta kaldığından belki, belki de vitrin tarzı bir alanı olmadığından ve direkt içine düşüldüğünden, onlar kadar görünür değil ama onlardan…
Written by