Yazar: Y.

  • bunlar da var

    , ,

    henüz satır satır okumasam da ilginç iki site/yazıya rastladım, bilmeyenlere duyurulur: http://eipcp.net/transversal/0102/marchart/en http://acikelestiri.tumblr.com bir de güzel sinema haberi: istanbul modern geçen yıl emin alper’in tepenin ardı filmini önden önden seyretmemize vesile olan genç türk sinemacılar programını (tam adıyla “biz de varız!“) önümüzdeki günlerde tekrarlıyor. filmlerin çoğunun bu topraklarda gösterime girme olanağı bulabileceğinden şüpheliyim, bu da istanbul modern’in…

  • hafta sonu

    ,

    bienal macerası: antrepo’daki kalabalıktan gözüm korktu, kaçtım. salt beyoğlu kalabalık görünüyordu, girmeye bile yeltenmedim. arter tam istediğim gibi sakindi. favorim ikinci kattaki basel abbas&ruanne abou-rahme işi oldu. bolaño ve godard’ı harmanlamasının, “haydut”luğa farklı kategorilerden, çeşitli kaynaklarla beslenen bakışlar sunmasının bunda büyük etkisi olduğu kesin. ali artun’un anne ben hıyar mıyım? yazısından etkilenmemeye çalışsam da şu…

  • Son zamanlarda…

    – Yattım, kalktım, çalıştım, tekrar yattım, tekrar kalktım, tekrar çalışmadım. – Direndim, dayandım. – Şaşırdım ve çok heyecanlandım. Bir süre sonra kabuğuma çekilip izlemeye başladım. Halen arada bir şaşırıyorum. Bence önemli bir his, insan şaşırma yetisini yitirirse yaşamak için hiçbir sebep kalmayabilir – ki bazen öyle de hissetmiyor değilim. – Kitap okudum. Çokça. Adı Roberto…

  • U dönüşü

    Bir düşüp bir kalktığımız günler geçiriyoruz. Tuhaf, farkındalığın tepesinde sıcak bir yaz. İstanbul’da olmak hiç hem bu kadar zor, hem böylesine vazgeçilmez, hem heyecan verici hem de endişelendirici olmamıştı. İşsiz güçsüz olmak, avarelik etmekle değil, gözlemlemeye zaman bulmakla eş anlamlı bu yaz. Zaman hiç olmadığı kadar hızlı geçiyor… Unknown Mortal Orchestra bana bu hızlı yaz…

  • Gezi’nin esinlediği saf bir dilek

    Endişeliyim. Endişeli olmakta haklıyım çünkü yukarıdaki resmin basitçe anlattığı durumu anlamamakta, inatla kafasının dengine gitmekte ısrar eden, halkını etnik kimlikleriyle birleştirme yaftası altında onlar, bunlar, şunlar diye bölen bir devletin gölgesinde yaşıyoruz. Ya bir planın parçasıyız, acımasızca kukla gibi oynatılıyoruz. Ya da gerçekten üç kuruşluk değerimiz yok. Ben bu ülkede yaşamak, çalışmak, vergi vermek, çocuk…