İstanbul’da Daha Ne Hikâyeler Geçiyor

Meşher, ya da Arter’in İstiklal Caddesi’ndeki eski binasında ilginç bir sergi açıldı: Hikâye İstanbul’da Geçiyor.

Ebru Esra Satıcı ve Şeyda Çetin’in küratörlüğünde gerçekleşen sergi İstanbul’da geçen, İstanbul’dan yolu geçen, İstanbul’u konu alan, velhasıl bir şekilde yolu İstanbul’a düşen hikâyeleri, yazarları konu alıyor. Bildiğimiz, bilmediğimiz bir sürü polisiye hikâyenin yanı sıra Voltaire’in Candide’i ya da Pierre Loti’nin Aziyade’si de serginin dokundukları arasında.

Açıkçası büyük umutla girdiğim sergi mekanında önce biraz heyecanlansam da kısa süre sonra sıkıldığımı hissettim. Biraz karman çorman, kavramsal çerçeve belirlenmeden ya da belirlenen genel çerçevenin içinde eserler ve alt başlıklar düzenlenmeden yığılmış gibi her şey. Tam alt katta polisiyelere yer verilmiş, bitti diye düşünürken yukarı çıktım ve polisiyelerin devam ettiğini gördüm. Bırakın türü, ülkeler bazında bile bir yerleştirme yoktu. Bu kadar sıcak, heyecan verici bir konu nasıl bu kadar soğuk, mesafeli ele alınabilir, şaşırdım…

Neyse amacım yerin dibine sokmak değil. Mükemmelliyetçilik yapmaya çalışmıyorum ama bu başlık bu içerikle az biraz harcanmış ne yazık ki. Sergideki en ilginç eserler, bence, Avrupa’nın çeşit çeşit haritalarıydı. Gidin, görün, İstanbul ne polisiyelere mekan olmuş şaşırın. Sergi 13 Temmuz’a kadar sürecek. Ayrıca film gösterimleri de yapılacak sergi kapsamında. Onlarla ilgili bilgiye de Meşher’in IG hesabından ulaşabilirsiniz.

İstanbul’dan daha ne hikâyeler geçmiş diye merak edersiniz, önerim şu yazıyı okuyup, yazıda geçen kitabı almaya çalışmanız olur. Bu kitapta sergide olmayan daha onlarca hazine var…