1973 – bir harem ağasının hikayesi / mekan artı

dün akşam mekan artı’da izlediğim ufuk tan altunkaya’nın yazıp yönettiği, murat baykan’ın bir harem ağasını canlandırdığı 1973 – bir harem ağasının hikayesi, maalesef, uzun zamandır karşıma çıkan en anlamsız çalışmaydı.

neden derseniz:

– küçük, alçak bir mekan (istanbul için normal elbette!). sahne olarak konmuş yüksek platform oyuncuyla tavan arasında 5-10cm mesafe bırakıyor ki çok rahatsız edici bir görüntü. neden öyle bir platforma ihtiyaç duyulmuş anlamadım (evet asılma yerleri var oyunda ama onlar da gereksiz olduğu için direkt yerde de oynansa hiçbir şey kaybedilmez). beyaz perdeler de en az platform kadar gereksiz.
– oyunu domine eden bir müzik ve ses kaydı var. müzik mercan dede’nin olduğu için herhalde hiç durmadan çalınıyor, dramatik anlamda kullanılsa, destek yapsa anlayacağım ama bu şekilde kesintisiz kullanımı sadece yoruyor. ses kaydı da o kadar boğuk ki bir şey anlamak için iyice dikkat kesilmeniz, kulaklarınızı dikmeniz gerekiyor. burada bir özensizlik hissettim.
–  kullanılan objeler (kenara binbir zahmetle dikilen gıcırdayan borular, kafadan aşağı boşaltılan çiviler, zincirler) gereksiz. “less is more” (az, çoktur) lafına hiç rast gelinmemiş gibi.
– murat baykan’ın kollarına ve bacaklarına bağladığı lastiklerle sahnelediği bir işkence sahnesi var. lastikleri geçirmek belki on dakika, işkence sahnesi iki dakika sürüyor. o uğraş sırasında ben işkence görüyor gibi hissettim ama murat baykan’ın işkenceyi anlattığını anlamadım (bu da benim körlüğümdür belki).
– oyun harem ağalarının meşrutiyet ve cumhuriyet ilanları sonrasında nasıl sıkıntıya düştüğünü, saraydan çıkarıldığını, sokaklarda kaldığını anlatıyor. iki kere vurgulanan harf devrimi, latin alfabesine geçiş ve kütüphanelerdeki binlerce yıllık eserlerin bir günde atıl kalışını harem ağalarıyla bir türlü bağdaştıramadım. sanki konu saptırılıyor, spekülasyon yapılmaya çalışılıyor gibime geldi.
– oyun konuya kronolojik bir açıdan yaklaşıyor. bir tercihtir, olabilir. ama bu tercih biraz fazla ön plana çıkmış, oyunun tüm dramaturjisini domine etmiş durumda.

mekan artı, kendi kendini yaratmış bir mekan. genç insanlar kendi ceplerinden çıkardıklarıyla bir garaj kiralıyor, canla başla çalışıp onu bir mekana dönüştürüyorlar. takdir etmemek imkansız. siz de takdir edin, destekleyin, cesaretleriyle bunu hak ediyorlar. ama bence bu oyunu izleme sıkıntısına girerek yapmayın. ya başka oyunlarını izleyin ya da bağış yapın, daha iyi. istanbul sahnelerinde o kadar çok başarısız çalışma var ki, insan beğenisini, gözünü geliştirecek yerde sahne sanatlarına olan sevgisinden vazgeçiyor.

mekan artı’nın üç kişi adlı tek seyircilik oyunu mart ayında son bir temsil yapacakmış. harem ağası tecrübesine rağmen merak ettik.

not: bu arada 3 öğrenci biletine 60tl verdikten sonra şu anda fark ediyorum ki “aksi belirtilmedikçe” öğrenci bileti 15tl imiş. sitede bunun aksine bir bilgi yok, mybilet’teki öğrenci biletleri de 20tl. bu durumda bizden kapıda bilet almamıza rağmen 45tl yerine 60tl alınmış oluyor. iyi desteklemişiz mekanı doğrusu, sorun değil ama keşke bile bile destekleseydik!