boris vian’ın yarattığı ve kahramanlarına iki kez (fazlasını bulamadım henüz) kullandırdığı özel bir alet vardır: yürek söken. öyle muhteşem bir alettir ki insanı kalpten yaralayanların kalplerini çıkarmaya yarar. yaralandığınız halde kendi kalbinizden bir türlü söküp atamıyorsanız birini, alırsınız yürek sökeni elinize, dayanırsınız o yaralayanın kapısına. sonrası size kalmış, ister tek hamlede, ister önce konuşup içinizdekileri boşaltıp ondan sonra kullanırsınız. günlerin köpüğü‘nün alise’i, kendisini jean-sol partre’dan bir türlü kurtaramayan chic’in bahtsız sevgilisi, sevgisiz kalmış alise, yürek sökeni chic’i kendisinden çalan, tüm mutsuzluğunun kaynağı olarak gördüğü jean-sol’un göğsüne daldırır.
yürek söken vian’ın son romanında, bu sefer kitabın adı olarak karşımıza çıkar. bir cinayet aleti olarak kullanılmasa da sadece kelimenin varlığı bile günlerin köpüğü‘nü okumuş olanlara önemli çağrışımlar yapabilir. vian’ın yarattığı acımasız dünyada (yaşlıların ve çocukların ağır işlerde çalıştırıldığı ve ölüme terk edildiği garip bir dünya) “yürek sökmek”, bir aletle olmasa da, bu sefer bir anneye nasip olur. obsesif anne clémentine üç oğluna daha da iyi bakabilmenin yollarını ararken, babayı evi terk etmeye, çocukları ise hapsedildikleri ağaçsız, bitkisiz, etrafı yüksek duvarlarla çevrili tuhaf bahçeden uçarak kaçmaya mecbur bırakır. bencilliği adına söktüğü yürekler onu yapayalnız bırakır giderler…
işte ben bu yürek sökene çok ihtiyaç olduğu kanısındayım günümüzde. iş birini sevip sonra silip atmakla, boşanıp boşanmamakla, eline jileti alıp kendini ya da onu doğramakla, bir avuç ilaç yutup ya da yutturup derin uykulara dalmakla bitmez. bir yürek söken olacak ki senin yüreğini alıp yoluna devam edenleri, gerçek anlamda yüreksiz bırakacaksın. bunu hak edenlere rastladıkça porof.zihni sinir‘in atölyelerine katılıp bir yürek söken tasarlayasım geliyor…



Comments
Şuna bir yanıt: “yürek sökenlerin yüreği söküle…”
Sen hiç değişmeyeceksin, bunu bilmek güzel:)