Kategori: sinema

  • le amiche – antonioni

    hep diyorum, mutluluk veren filmler 1950-70 arasından çıkıyor. antonioni’nin 1955 yapımı le amiche (kadın dostlar) filmi de bunlardan biri. danzon’un zenne ile ilgili yazdığı yorumda değindiği içerilere kapanmışlık sadece bir bütçe sıkıntısından mı kaynaklanıyor emin değilim. zenne‘yi henüz izlemedim ama danzon’un sözünü ettiği garda çekilecek bir veda sahnesinin maliyetinin evde çekilen bir vedalaşmayla düşürülmesi, le amiche‘yi…

  • obsession – brian de palma

    brian de palma “nesini izlemiştim?” diye düşünüp düşünüp hiçbir cevaba ulaşamadığım, bende iz bırakmayan yönetmenlerden. kötü filmler çektiğini düşündüğümden değil ama demek ki ne scarface‘ten ne de carlito’s way‘den o kadar da etkilenmemişim. de palma’yı bundan sonra bende hiç olumlu bir etki bırakmayan obsession‘ın yönetmeni olarak hatırlayacağım. türk filmlerine (hatta dizilerine) taş çıkartır bir senaryoya sahip…

  • a separation – ashgar farhadi

    kızının geleceğini düşünerek iran’dan gitmek isteyen simin ve alzheimer’lı babasını geride bırakmak istemeyen nader’in ayrılışının hikayesi. 2011 yapımı film berlin film festivali’nden üç ayıcık, golden globe’dan yabancı film ödülü ve daha bir sürü ödül almayı başarmış, biz de sonunda izlemeyi başardık. iran karmaşık yer. kadın-erkek ilişkileri karmaşık, hukuğu karmaşık, dindarlığı karmaşık, sonuç olarak iran’dan çıkan…

  • a room with a view – james ivory

    2012’nin ilk filmi james ivory’nin a room with a view filmi oldu. şansımız yaver gidiyor, filmler bu ara iyi çıkıyor :) geçtiğimiz günlerde ingiliz kraliçesi tarafından “commander of the british empire” ünvanıyla ödüllendirilen helena bonham carter’ın gençliğini ve tazeliğini büyük keyifle izleyebileceğiniz a room with a view italya’da açılıp sussex’e gidiyor, sonunda yine italya’da mutlu bir…

  • la piel que habito – pedro almodovar

    işte 2011’i zevkten dört köşe uğurlamamıza sebep olan film! pedro almodovar, antonia banderas’ı çılgın plastik cerrah olarak başrole oturttuğu, thierry jonquet’nin tarantula adlı romanından uyarladığı la piel que habito (içinde yaşadığım deri) ile gönüllerimizi tam anlamıyla fethetti. filmle ilgili en önemli gizemleri ortalığa dökmeden konuşmak, yazmak neredeyse imkansız. o yüzden filmi henüz izlemediyseniz – ki işiniz ne?…