Kategori: festival
-
iDANS’ta ilk gecem
türkiye’nin tek çağdaş dans festivali iDANS’ı dün anna mendelssohn’un cry me a river ve geumhyung jeong’un oil pressure vibrator performanslarıyla açtım. performanslardan önce şu bizim “dans camiası”ndan bahsedesim var. iDANS bu sene geçen seneki gibi büyük bir açılış yapmadı. ben de festivali ilk gününden değil, iki performansın arka arkaya sunulduğu ikinci gecesinden itibaren takip etmeye…
Written by
-
istanbul’da çağdaş dans vakti
iDANS başladı, başlayacak. değinmeden geçmeyelim. henüz haberi olmayanlar, haber posta kutusuna düşmemiş olanlar için program burada. melis tezkan ve okan urun’dan oluşan biriken’in yeni performansı re: fwd: die in good company, adrian heathfield’ın dönüşümün hayalet zamanı sunumu (iDANS’ın ilk edisyonunda da heathfield kolay unutulmayacak bir tehching hsieh sunumu yapmıştı), anna mendelssohn’un cry me a river‘ı, elbette…
Written by
-
berlin’de foreign affairs
istanbul’da sahne sanatları alanındaki kısırlıktan bunalanlar ve iDANS’ın bile bu kısırlığa çare olamayacağını düşünenler için geliyor: foreign affairs. berliner festspiele’nin yeni bir bölümü olan foreign affairs belçika’nın en aykırı ve köklü festivallerinden kunstenfestivaldesarts’ın çok uzun yıllar sanat yönetmenliğini yapmış ve festivale bu aykırı konumunu sağlamış olan frie leysen’in elini attığı yepyeni ve bir kerelik bir…
Written by
-
sponsor, sanat, protesto ve elbette ramazanda caz
konumuz “sözde bağımsız sanat”, sponsorlar, politika vesaire. bir+bir’de güzel bir yazı çıkmış: http://birdirbir.org/sponsorlu-hayatimiz-logolarin-golgesinde-muzik-dinlemek/ geçtiğimiz yıllarda bp ile 20 yıllık sponsorluk sözleşmesinin sonuna gelen tate modern sözleşme yenilemek üzere masaya oturdu. bp’nin meksika körfezi’nin altını üstüne getirdiği, doğal hayatı neredeyse bitirdiği dönem. sanatçılar tate’in önünde ve içinde performatif eylemler yapmaya başladılar. en meşhurlarından biri tate’in önüne döktükleri…
Written by
-
31. istanbul film festivali – 1
festival keyfimiz henüz yeni başlamışken yazmamak olmaz. hafta sonu önce nişantaşı’nda pawel pawlikovski’nin gizemli kadın filmini, ardından içimdeki nostalji canavarının ağına düştüğümden theo angelopoulos’un kumpanya‘sını izledim. dün de werner herzog’un uçuruma doğru filmiyle günü noktaladık. gizemli kadın ethan hawke hatrına izletti kendini, yoksa kötü bir senaryonun ağına düşmüş bu film herhalde hiçbir şekilde karşımıza çıkmazdı.…
Written by