Kategori: edebiyat

  • Çare

    Bazen yazmaktan başka çare yokmuş gibime geliyor. Uyumsuzluğuma, huysuzluğuma, huzursuzluğuma, yalnızlığıma, yalpalamalarıma, inişlerime, çıkışlarıma, arayışlarıma, bulduklarıma ve bulamadıklarıma, bildiklerime, unuttuklarıma, unutmak isteyip unutamadıklarıma… Tek çare yazmak. Kendimi bildim bileli yazarım, günlük tutarım da hiç oturup günlük okuduğum olmamıştı. Arada bir, defter bitip de onu önceki defterlerin arasına bırakırken bir tane eski defteri açıp karıştırmak, birkaç…

  • Kısa öykü

    “Bana kitap-lık Dergisini Yırttıran Adam” öykümle kitap-lık dergisinin Kasım-Aralık 2024 sayısındayım. Keyifli okumalar!!!

  • 13 yıl sonra Viyana

    ,

    Geçen hafta sonu Viyana’daydım. Tam 13 yıl sonra yolum yine pek de sevmediğim bu “fazla organize” şehre düştü. Yıllar önce Impulstanz Festivali vesilesiyle şehri karış karış gezmişken içine girme fırsatı bulamadığım Tanzquartier Wien stüdyosuna bir atölye vesilesiyle ayak bastım. Dans dünyasıyla haşır neşir olduğum yıllarda kapısından içeri girebilelim diye bolca uğraşmışken kendimi mis gibi linoleum…

  • uyku

    içeriden gelen bir sesle uyanıyorsun. içerisi gürültülü. tüm gece bitmez sesler. çatıya damlayan su sesi, çatıda oyun oynayan kedilerin sesi, komşunun gelişi, gidişi… ama bu ses çok farklı, sanki içeride, evin içinde, biri varmış gibi. gidip bakmazsan kendine “korkak” damgasını basacak, bir daha da hiçbir duyuna, hissine güvenemeyeceksin. birkaç dakika geçiyor, sessizlik tekrar egemen oluyor…

  • Aşk romanlarının en dokunaklısı beyaz perdede

    ,

    Boris Vian’ın 8 Mart 1946’da Mempis’te yazmaya başlayıp iki gün sonra Davenport’ta tamamladığı, Raymond Quéneau’nun “çağımızın en dokunaklı aşk romanı” olarak tanımladığı Günlerin Köpüğü sonunda filme çekildi. Hem de en az Vian kadar renkli bir dünyaya sahip olan ve daha önce de gayet “dokunaklı” aşk hikayelerini beyaz perdeye taşıyan bir başka Fransız deli, Michel Gondry tarafından. Kendi…