Yazar: Y.
-
60. Venedik Bienali’nin Ardından
On üç yıl sonra Viyana’yı yazdığıma göre yedi yıl sonra Venedik’i de yazmam şart dedim ve oturdum klavyenin başına. Venedik’e yolum bir kez daha bienal için düştü ve iyi ki düştü. Üstelik bu Venedik seyahati yıllar sonra bir “kız arkadaş”la yaptığım ilk seyahat olduğu için de anlamlı. Yıllarca ülke ülke, turne turne gezdiğimiz Filiz’le bu…
Written by
-
Dede, Şişman ve Prensesle Hayat / Kedilerimle Yatma Rutini
Havalar soğumaya başladığında, kaloriferlerin henüz yanmadığı o ara mevsimde hemen hemen her sabah yatakta üç kedi tarafından çarmıha gerilmiş halde uyanıyorum. Bir tanesi (en yaşlı ve erkek olan) yüzüme, boynuma yakın bir yerde, mümkünse yorganın içinde; diğer ikisi (“kızlar” diyebiliriz kendilerine) iki bacağımın arasında ya da etrafında. Normalde sırt üstü uyumam ama beni bir şekilde…
Written by

-
Çare
Bazen yazmaktan başka çare yokmuş gibime geliyor. Uyumsuzluğuma, huysuzluğuma, huzursuzluğuma, yalnızlığıma, yalpalamalarıma, inişlerime, çıkışlarıma, arayışlarıma, bulduklarıma ve bulamadıklarıma, bildiklerime, unuttuklarıma, unutmak isteyip unutamadıklarıma… Tek çare yazmak. Kendimi bildim bileli yazarım, günlük tutarım da hiç oturup günlük okuduğum olmamıştı. Arada bir, defter bitip de onu önceki defterlerin arasına bırakırken bir tane eski defteri açıp karıştırmak, birkaç…
Written by

-
“Gökyüzünde Tanrı Yok, Kuşlar Var”
Geçen gün M., bir anda, doğayla iç içe geçirdiği kamp günlerinden sonra üstün bir güç olduğuna inanmaya başladığını söyledi. Hayatında hiç dindar olmamış, bir ara deizme yakın hissetmiş, sonra vazgeçmiş. Şimdiyse bir kelebeğin üstündeki mükemmel desenleri yakından gördüğü günden beri adına Tanrı demediği bir enerjiye, bir güce inandığını söylüyor. “Darwin bok yemiş, evrim fasa fiso”…
Written by
