Yazar: Y.

  • kötü filmlerle dolu dipsiz bir kuyuya düştüm

    bu yukarıdaki küçük kız gibi ağlamak istiyorum. gidişat kötü. film yazılarına ara verdim çünkü çok fena filmlere denk geldik üst üste. kısa bir liste yapmak gerekirse: ondine – neil jordan the double hour – giuseppe capotondi the first beautiful thing – paolo virzi son ikisi italyan, ilki irlandalı, velhasıl üçü de avrupa yapımı filmler. birini (tahmin…

  • inanç meselesi

    bülent eczacıbaşı bir kez daha büyük bir röportajla pazar eklerindeki yerini almış, bu sefer sabah gazetesinde (gerçi öncekiler hangi gazetelerdeydi hatırlamıyorum tam ama…) tutumu ve duruşu görev başına geçtiğinden beri epey ilgimi çekiyor. iksv’nin şimdiye kadar hiç bu kadar görünür, duyulur bir başkanı olmamıştı sanırım, yanılıyor muyum?ne yazık ki eczacıbaşı’nın bu fazla pırıltılı varoluşu beni…

  • atlantic city – louis malle

    klişe bir soru vardır ya hani “en çok sevdiğiniz film/kitap ne?” diye. ben bu sorulara genelde verecek cevabı olmayanlardan, sevdikleri arasında hızlıca bir analiz yapıp “en çok sevdiği”ne ulaşamayanlardanım. genelde hazır cevap olmadığımdan belki de… klişe soruların klişe cevapları olur diyebilirsiniz, bense saçma bir şekilde bunu önemser, her karşılaştığımda kafaya takarım. birkaç yıl önce en…

  • blackdoor istanbul

    not edilesi, gidilip göz atılası: http://blackdooristanbul.com/wp/

  • hiç kazuo ishiguro okudunuz mu?

    okumadıysanız bir an önce başlayın çünkü çağımız edebiyatının en önemli seslerinden birini kaçırmış bulunuyorsunuz. son birkaç aydır önce tesadüfen başlayan, sonra yine neredeyse tesadüflerle devam eden, sonunda aşkla sonuçlanan maceralı bir ilişki içindeyim ishiguro ile. okuduğum ilk eseri birbirlerine bazı bazı bağlanan beş öyküden oluşan nocturnes oldu. fazlasıyla sade olması, dilinin akıcılığı önce şaşırttı (karmaşalara…