Yazar: Y.

  • istanbul’da çağdaş dans vakti

    ,

    iDANS başladı, başlayacak. değinmeden geçmeyelim. henüz haberi olmayanlar, haber posta kutusuna düşmemiş olanlar için program burada. melis tezkan ve okan urun’dan oluşan biriken’in yeni performansı re: fwd: die in good company, adrian heathfield’ın dönüşümün hayalet zamanı sunumu (iDANS’ın ilk edisyonunda da heathfield kolay unutulmayacak bir tehching hsieh sunumu yapmıştı), anna mendelssohn’un cry me a river‘ı, elbette…

  • roberto bolaño’dan by night in chile

    sadece dergi kapaklarının ne kadar ilgi çekici olabileceğini değil, bir şilili yazarı da keşfettim sayesinde. by night in chile okuduğum ilk roberto bolaño kitabı olarak kitaplığımdaki yerini aldı. öyle görünüyor ki gerisi de gelecek. hayatta olmayan yazarlarla ilgili en büyük korkum onları çok sevip edebiyatlarını derinlemesine özümsemek isterken bir çırpıda tüketip yeni eserlerine gömülme zevki olmadan yaşamak…

  • berlin’de foreign affairs

    istanbul’da sahne sanatları alanındaki kısırlıktan bunalanlar ve iDANS’ın bile bu kısırlığa çare olamayacağını düşünenler için geliyor: foreign affairs. berliner festspiele’nin yeni bir bölümü olan foreign affairs belçika’nın en aykırı ve köklü festivallerinden kunstenfestivaldesarts’ın çok uzun yıllar sanat yönetmenliğini yapmış ve festivale bu aykırı konumunu sağlamış olan frie leysen’in elini attığı yepyeni ve bir kerelik bir…

  • the night of the hunter – charles laughton

    hafta sonu sinema deneyimi açısından oldukça tatmin edici oldu. özellikle cumartesi gecesi izlediğimiz charles laughton’ın 1955 yapımı filmi the night of the hunter sinema sanatına azıcık meraklı herkesin izlemesi gerekenlerden bence. laughton filmi doğru düzgün eleştiri görmeyince bir daha film çekmemeye karar veriyor ve bu da filmi daha da özel bir ilk ve son film kılıyor. the…

  • tepenin ardı – emin alper

    duymayan kalmasın: istanbul modern sinema son dönem türk filmlerinden oluşan bir program hazırlamış. 23 eylül’e kadar gösterime girmemiş, festivallerde kaçırdığımız ya da bir türlü fırsat bulup izleyemediğimiz filmleri istanbul modern’in eli yüzü düzgün cep sinemasında görebileceğiz. ben dün açılışı emin alper’in filmi tepenin ardı ile yaptım. müzeye vardığımda, filmin başlamasına 20-25 dakika olmasına rağmen sinemanın…